30 Haziran 2010 Çarşamba

EYVAH!

ŞİİR :P
Pastaların cesur prensesidir yarın bize gelen.
Dedi ki telefonda 'tatlılar benden'
Peki tuzlular kimden?
Madem öyle tuzlular da Gülen'den.
Olayın EYVAH! kısmı da budur zaten.
Eyvah ki ne eyvah!

ÖZÜR DİLER ŞİMDİDEN GÜLEN!

29 Haziran 2010 Salı

YAŞ GÜNÜ ŞENLİKLERİ BİTTİ :( ÇOK TEŞEKKÜRLER ve YORUM YORUMLARI

Canım öğretmenim aysema; iyi ki doğmuş olduğumuzu faceblog'da söylemiştiniz. Güzel dilekleriniz için candan gönülden kopup gelen bütün duygularımla çok teşekkür ediyorum. Siz de evlatlarınızla sevdiklerinizle kutlayın bütün özel günlerinizi. Tanışmak için can atarken öpüyorum sizi büyük büyük :*

Oynatmaya az kalan, Sem'in çok sevdiği Gülen'in çok sevdiği Sem'i; çok teşekkür ederim. Mutluluğun kare ası sen de evlatların ve Hakan'cığınla hep bugünkü gibi mutlu ol. Üzülünce de tam üzülüp dibi görenlerdenim ben. Duygularımın vasat hali yok. Sevinç de, gülmek de, üzülüp ağlamak da dağlarım kadar yüksek.. O sol yanını acıtan acıyı bu duygu yüksekliği özelliğimden dolayı nasıl yaşadığımı anlamış olmanı hiç istemezdim :(
Ben kaldım böyle, çocuk gibiyim :( Beyaz Bulut ve Karam Karamel'i ve senimi öpüyorum. Karam Karamel'in neresi Superman?
Şenay'ım, kurbaam da o güzel Doğa'cığımın neresi kurbaa? Kurbaa murbaa değil bi' kerem o. Ondan olsa olsa ceylan olur. Belki sen değil ama ben farkındayım; blog açtığından beri Doğa'm, büyüdü. Bizim bu mucizeye tanıklık etmemiz ne büyük şans. Seni tanımış olmamdan dolayı da kendimi mutlu hissediyorum.. Sizin de özel günleriniz hep birlikte geçsin. Güzel dileklerin için sonsuz teşekkürler; her ikinizi de çok öpüyorum..
Sibel'im; araba kullanmayı çok seviyordum ama bir gün babama 'baba şu araba gidiyor mu geliyor mu?' diye sorduğumu babam sağa çektirip park ettirdikten ve arabanın anahtarını aldıktan sonra söyleyince fark ettim. Bu çok büyük bir haksızlık, yani bir arabanın gidiyor mu yoksa geliyor mu olduğunu fark etmeyecek kadar bir göz sorununa sahip olacaksın ve araç kullanmaya devam edeceksin. Olacak iş değil. Bana benzer bir sürücü bana ya da sevdiklerime olması gerekmiyor; bir canlıya zarar verse ne kadar üzülürüm öfkelenirim diye düşündüm hep sonradan. Ve bir daha araba kullanamayacak olmam beni artık hiç üzmüyor çünkü her ne kadar kardeşim Dolunay dereceleri olan otomobil sporlarıyla ilgili profesyonel bir yarışçı da olsa şoförlüğümü yapma konusunda hiçbir zaman isteksiz olmadı sağ olsun. Üstelik Fethiye'de araca hiç ihtiyacım yok. İki aydır asortiğin arabası dışında sadece bir kez toplu taşıma aracı kullandım :) Yürü her yer yakın :) Evet, sanırım doğmakla iyi bir şey yapmışım. Bir taşla iki kuş; Sedef ve ben. Samimiyetin için sonsuz teşekkür ederim. Ben de öpüyorum çok :* Yeni evinde güle güle, sağlık ve mutlulukla otur. 7.caddeyi benim için de turla :)
Nedret ablam; sen böyle diyorsun ya sırf seni görmeye yanına geleceğim :) Gelince yüzyüze hesaplaşırız artık. Üç aşağı beş yukarı anlaşırız :) Ablam çok sıkıntılarım oldu; sağlık sorunlarıyla baş etmem gücümü yordu. Artık iyiyim. Mutlu bir yaşlı olmak istiyorum ve böyle olması için de dua ediyorum. Öpüyorum güzel ablacığımı :*
Doğum günü pastamı iki ay öncesinden yapan kekik kokum; çok teşekkür ederim canım benim. Hayat bu üzüntüler de olacak, kederler de olacak ama güzel ve kahkahalı olanları alayım ben. Üzülmek, kırılmak, acı yaşamak istemiyorum artık ama ne mümkün :( Elim ayağım uyuşuyor her şehit haberinde :( Sanki gidenlerin her biri evladım gibi içime düşüyor acıları. Gazetelerdeki fotoğraflarına bakamıyorum evlatların geceleri rüyalarıma giriyor diye. Benim market araçlarıyla sıkıntım yok neyse ki :D Hız yapıp tekerlerin olduğu alt kısmın bağlantı çubuklarına basarak keyif yapıyorum. Bu kadar büyük birinin böyle bir şey yapıyor olmasına ses etmiyor görevliler; muhtemelen 'rahatsız' diyorlardır ama çok eğleniyorum ben :D Öpüyorum Derin'im ve senimi :*
Nurhan'ım; beni mutlu eden güzel dilekleri bütün içtenliğimle ben de sen ve sevdiklerin için diliyorum. Üçümüz adına kutlamaları ben kabul ettiğim için üçümüz adına teşekkürü de ben ediyorum. Evet, Fethiye çok keyifli bir yer. Sessiz, sakin, huzurlu. Sanırım 'huzur' dedikleri şey Fethiye gibi şirin, küçük yerlerde saklı. Ankara'da huzursuz muydum? Yok değildim ama büyük şehir rahatsız bir yermiş. Bunu Fethiye'de anladım. Kol ağrımın nemden dolayı zaman zaman zorlamasının dışında hiç şikayetim yok. Ankara'da çok iyi baktığım halde yaz başına kadar kapatmayı başaramadığım çatlamışlığından oluşan el üstü kanlı yaralarım geçti. Geldiğimden beri hiç krem sürmedim ellerime. Ellerimi izliyorum sık sık, dokunuyorum. İpek gibi, yumuşacık, pırıl pırıl. Ben bu elleri hiç böyle görmemiştim. Geldiğimde çok sık acıkıyordum; sanırım deniz havasından. Uyum sağladım artık. Düzenli yiyorum. Vücudum da az da hale yola girmiş ben de yeni fark ettiğim üzere. Çok teşekkür ederim samimiyetine, ilgine. Çok öpüyorum canım benim..
Sınav telaşesine karşın elinde iki paket pasta ve doğum günü armağanımla kapımı çalan canım asortiğim; seni sevdiğimi ne kadar söylesem o kadar yetmez, o kadar az ve eksik kalır. Güzel ve iyi kalbinden geçen bütün dilek ve isteklerin yerini bulmasını dilediğim canım asortiğim arkadaşlığın, sahiplenen sevgin için, hakkımdaki mutlu ettiği kadar mahcubiyet hissettiren düşüncelerin için binlerce kez teşekkürler.. Seni tanıyınca buraya yazmak ne kadar zor biliyor musun? Armağan mankenliği için bakınız bir sonraki yazı :) Defdef, blog ve ben seni tanıdığımız için kendimizi kutluyoruz :))))
Banuca'm; öpücüklerimi kendimin alacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum, o günün ucuna ip bağladım çekiyorum gelsin diye. İyi, tatlı Banu'm çok ama çok teşekkür ediyorum. Sen de sevdiklerinle, güzel evinde güzel ve özel günler kutla. Hep ve çok mutlu ol. Arkadaşların, dostların, sevdiklerin peşini bırakmasın. Ben değil o çocuk beni bırakmıyor :( Ciddi söylüyorum hakikaten zor anlar yaşıyorum zaman zaman bu çocuk yüzünden.
Sevgili Demli Hayat; duyarlı, içsel Demli Hayat; güzel dileğiniz için çok teşekkür ediyorum. Aynı dilekleri sizin için de ben diliyorum bütün kalbimle. Günlerdir bloğunuzun açılmadığını size nasıl ileteceğimi bilmiyordum. Neyse ki bugün başardım :)
Peri'm; geç görmenin ne önemi var canım benim? Kalbinden geçen bütün iyilikleri bilen şanslı kişilerden, arkadaşın olma şansını yakalamış özel biriyim ben :) Hem sen gezersin sen hafta sonları, biliyorum. Hep gez sen. Hafta sonları gezecek kadar enerjin, sağlığın ve paran hep olsun. Anlattım sana neden kendime meşgul insan süsü verip geri dönmediğimi :P
Not: Rodeoda 15 saniye bile duramamış erkek kardeşe çocuk mu emanet edilirmiş :D Çabuk al çocuğunu geri ama neyse ki her ihtimale karşı rodeo mağduru kişinin çocuğunu da sen almışsın :P Takas :))) hihihihihihiih Güya 30 sn.den fazla kalmışmış. Ben gördüğüme inanırım :D
Nur'um, annem, yaşam gurum; ilk blog arkadaşım, ilk günden beri beni yalnız bırakmayan, desteğini kendi kızlarına hissettirdiği gibi hissettirip can acımı hafifletmek için elinden geleni yapan canım Nur'um; her şey için çok ama çok sağ ol. Daha konuşacak, anlatacak çok şey varken üç saat içinde kaçıp gitmene hala bozulduğumu biliyor olman belki buraya gelişini çabuklaştırır diyorum? Benim pazara gittiğim saatleri belediye anonsuyla duyuracaklar yakında, pazar boşalacak ve ben alış verişimi rahat rahat yapacağım ya da insanlar dizlik takıp gelecekler pazara. Bir orta yol bulunur nasılsa :)
Çelebi'm; anlamadım neden özür diledin ki sen? Benim doğumumun özürlük bir durumu mu var? Verdiğim kalıcı rahatsızlıktan dolayı özür dilemem gerektiğini mi hatırlatmak istiyorsun yani şimdi sen :P Özür diliyorum o halde :P Sen benim saks mavisi prensesimsin, her ne kadar mor sevdalısı da olsan saks mavisini sever oldum o kıyafetinin içindeki senden. Evet hakkını asla ödeyemeyeceğim anneciğim iyi ki tek başıma doğurmamış beni. İyi ki bir ikizim var. Hazır bez ve mamaların, çamaşır makinelerinin olmadığı yıllarda bizi yakmadan, düşürmeden büyüten canım annem çok seviyorum, çok özledim. Bana emanetini koruyorum, babama iyi bakıyorum. Gerçi önceki akşam beni delirtti ama burada anlatamam. Nasılsa kavuşacağız anneciğimle. O zamana kadar huzurlu olsun anneciğim. Beni çok sevip koruyan, sayan iki erkekle birlikteyim. Çelebi'mi çok seven Gülen çok öpmek istiyor seni kanlı canlıca :)
Fındığım, sağ ol deli kızım benim :) Seni tanımış mutlu Gülen seni öpüyor, yakın bir zamanda istiyor bunu yapmayı hem de :) Hayatımın bir ömür stresten uzak geçmesi için çok şey mi istiyorum acaba? Terör bitsin, insanlar rahat ve insanca, huzur içinde, insan olmaya yaraşır biçimde yaşasın. Kendim için ne diliyorsam dünyadaki bütün insanlar için de diliyorum. Umarım görmeyi dilediğim dünyayı görmeden çekip gitmem buralardan; yani ölümsüzlük istiyorum ben bu durumda dünyanın haline bakılırsa aslında ben ölümsüzlüğü istiyorum :/
Ayrıca yaş alma günümüzü telefonla kutlayan Ali abim, Ecem, Nalan ablam, bizimgibilerim, Çınar'ım, Bilun'um her ne kadar konuşmayı bit türlü beceremesek de Cansu'ma çok teşekkür ediyorum..

26 Haziran 2010 Cumartesi

DOĞUM GÜNÜMÜZ ÜÇLEMESİ :)

Bugün, üçümüzün yaş alma günümüz, yeni bir yaş daha alıyoruz.
Defdef, ben ve bu bloğun yaş günü :)
Geçen yıldan beri yeni bir yaş alacak kadar hayatta kalabildiğimiz için şanslıyız.

Özledim Defdef'i, hayatla 20 dakika arayla; şansla, şanssızlıkla, mutlulukla, mutsuzlukla, başarıyla, başarısızlıkla tanıştığımız Defdef'i özledim.
İyi hissettiren her duyguya ait %50 şansımız vardı.
Denedik.
Risk mi; hayat bir şans olduğu kadar %50 de risk almaktır.
Onu da aldık :)

Telefon çalıyor, zorlukla açıp yanıtlıyorum. Arayan Defdef.
-Defdef trafikteyim, araba kullanıyorum. Sonra arasam?
Defdef göz sorunumdan dolayı araba kullanamadığımı bildiği halde vardır bir bildiği diye düşünürken tamam deyip kapatıyor telefonu çünkü pazardayım çünkü arkamda oraya buraya savurarak çarptığım, mukayyet olmakta beceriksiz davrandığım bir pazar arabası sürüklüyorum sarsakça. Sonradan Erdim 'teyze sen artık araba kullanıyor musun?' dediğinde açıklıyorum durumu. Çocuğumun araba kullanmama duyduğu sevincin kursağında kalmış olmasının tezahür cümlesinin doğallığı: 'ciddi biri değilsin teyze! İyi de ben gerçekten araba kullanıyordum :P
'hala ciddi değilsin teyze!' Evet değilim :)

Dilimin döndüğünce bir yaş alma yazısı yazmak istedim; hem kendime, hem Defdef'e anı olacaktı güya ama asortiğimi okuyunca tıkandım, utandım :/
Ve ilk kez başaramayacağımı bile bile susmak istedim.

Ben suskun biriydim; bu beni yeni tanıyanların inanmakta zorlanacağı bir şey ama evet ben konuşan biri değildim. Ben suskunluğumun yerini zaman zaman 'sus Allah aşkına sus! Bi' sus' cümleleriyle konuşma anlarımdaki kendimden geçmişliğimin yüzüme vurulmasını hep ciddi bir hastalığın 'geride söylenecek bir şey bırakmama' içgüdüsünden kaynaklandığını düşünürdüm. Ama şok! Böyle olmadığını yeni öğrendim. Böbrek üstü bezlerimdeki adrenalin salgımın fazladan fışkırması :P nedeniyle sabırsız, duramazlığımdan çekilmez biri olup çıkmışım meğerse. Ve bunu bana kim mi söyledi? Şu an evimizde yatılı konuk olarak bulunan bir veteriner hekim :) Önemli değil, küsüp barıştığımızda Hakan bana 'eşek sıpası' diyor :) Bir olay olurken o an için ince düşünemediğimi sonradan fark edersem 'ben bir öküzüm' diyerek en özünden eleştiri yaptığım da olur.

BLOG DİYOR Kİ;
Geçen yıldan beri hastalığımda, sağlığımda, varlığımda, yokluğumda, kederimde, sevincimde Gülen'e ortaklık eden bütün blog arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Gülen güçlü bağ hissettiği arkadaşlarının yanında olmalarından dolayı duyduğu mutluluğu anlatmayı nasıl başarabileceğinin yolunu bilmiyor. Saatlerdir yüzünde bir tebessümle arkadaşlarını düşünüyor, hepsini ne kadar sevdiğini, onlardan birinin başına iyi bir şey geldiğinde ne kadar sevindiğini, aksi bir şey olduğunda gerçekten üzüldüğüne tanığım ben..

BEN:
Yaş aldım, büyüdüm ama hala ciddi biri değilim :)
Yaş aldıkça bilmeden yaş almamayı seçmişim farkında değilim.
Hayat güzel mi?
Benim için evet.
Ama artık hayatta olmayanlar için çok mutsuzum :(
Hayatta olma nedenim annemi çok özledim..


Kesin özlemişsinizdir siz şimdi beni :P
Hazır kilom da uygunken bir Fiona oluvereyim dedimdi :)

Asortiğim seni çok sevdiğimi zaten biliyorsun.. Her şey için teşekkürün bini bir para..

Buraya da yazdım bugün :) Çok çalıştım çooook :)

24 Haziran 2010 Perşembe

AŞK-I MEMNU FİNAL BÖLÜMÜ SENARYOSUNU ELE GEÇİRDİM :) !!!!!

Ben biliyorum.
İzleyenlerin merak ettiği bütün detayları ben biliyorum.
Aşk-ı Memnu finalini ben biliyorum.
Nasıl mı?
E orasını hiç sormayın :)
Hamili kart yakınıyım diyelim olsun bitsin :)

Şimdi bu aşktan gözü dönmüş artık depresmiş, agresif zaman zaman histeri krizlerine yol açan hastalıklı aşkıyla başı dertte olan hanım kişi Bihter'den mi başlasam?
Olgunca efendi tavrından çıkarcı ve çalışmadan, üretmeden yaşamak tek amacı olan kişilik Firdevs hanım faktörüne karşın beyefendiliğini hiç bozmadan o evde yaşama becerisini gösteren Ednan beyden mi?
Uçanın kaçanın kaçarı olmayan, ağına düştüğünde arkasında üzülmeyen kadın bırakmayan mavi göz Behlül'den mi?
Topuklu ayakkabılarının üzerinde büyüttüğünü sandığı kendisine yabancı ama hala çocuk Nihal'den mi?
Bülent, Bihter'e anne diyor. Ona sözüm yok.

Bihter: boyu hemen diz üstünde biten turuncu elbisesini giydi aceleyle. Geç kalmıştı. Her geç kaldığında O'nu bir gün görmeme cezası alıyordu. Diğerlerinin bulunduğu bölümden ayrı olması onu mutlu ediyordu. Buraya ilk getirildiği gün şu an mutlu olduğu bu şeye sevineceği aklının ucundan bile geçmezdi. Dışarı çıktı. Yere oturdu. Kendini vurduğunda ameliyat için yatırıldığı hastanede kesilen cezası uyarınca gözüne gömülen lensler her şeyi çok büyük görmesine neden oluyordu ama günün birinde bunu da hayatının bir parçası gibi olağan kabul edeceğini bilmiyordu. Üstelik ömür boyu olarak kendine biçilen bu ceza, anestezi baygınıyken zerk edilen ölümsüzlük aşısı nedeniyle hiç bitmeyecekti.
Karşıdaki (!) adada yaşamaya mahkum edilen Behlül'e kitledi bakış mekanizmasını. Şimdi bütün gün sanki yanındaymış gibi görebildiği Behlül'üne sadece dokunamıyordu. Bihter nereye bakarsa baksın gözlerinin önündeydi Behlül, göz mekanizmasına kilitlenmişti. Sanki gerçek gibi, sanki uzansa dokunabilecek gibi. İlk zamanlar kendisini fark ettirmek için giriştiği bütün çabaların olumsuz sonuç vermesi artık kabullendiği bir durumdu.
Dokunamasa göremese bile bakışlarındaydı Behlül. Artık yetiyordu..

Behlül: Bihter'in yaşadığı adanın binlerce kilometre ötesinde tek başına bir adada.
Dişi sineğin bile olmadığı,
Kadınsız, cep telefonsuz, arabasız, internetsiz.
Hatta öyle bir ada ki bitkilerin çiçeklerinde bile dişi üreme organlarının olmadığı bir ada..
Bihter'in kendisini her gün izlediğini bilmeden..
Yaşıyor.
Kabullenmiş..

Firdevs hanım: sevgiyle yönetilen, konuklarının asıl sahipleri olduğu bir huzurevinin tek sevgisiz çalışanı. Zaman zaman konukların odasını temizlerken onlara ait kıyafet ve takıları üzerinde denerken yakalanıyor ama çalışmasına hala izin veriliyor çünkü gidecek hiçbir yeri yok..
Yüzüne yaptırdığı estetik sayesinde Firdevs hanım olduğunu gizleyebildiği için kendini şanslı addediyor..


Nihal, Behlül benden ne saklıyor diye sorarken :)

Nihal: hala 'ne oldu Behlül'ün benden sakladığı bir şey mi var?' derken nikah memuru sorusunu tekrarladı.
-Ednan Bey kızı Nihal Ziyagil Beşir Beşirgil'le evlenmeyi kabul ediyor musunuz?
Nihal: Evet ama Behlül'ün benden ne sakladığını söylerseniz..

Ednan Bey: Deniz hanımın farkına varamadığı için pişman ama vaz geçmiyor. Her reddedildiğinde Deniz hanımın gözüne girebilmek için yeni fikirlerle dönüyor evine..

Cemile: Cemile olan adını Jamie Lee şeklinde değiştirip Almanya ziyareti sırasında el kol hareketleriyle yol-iz sorduğu sırada tanıştığı Hasan dediği Hans'la evlenip Almanya'ya yerleşti.

Jamie-Lee'nin anne babası yalının alt katının tapusunu onların üzerine yapmak isteyen Ednan Bey'i kırmadılar. Şimdi kendilerine davranılmasını istedikleri gibi davrandıkları çalışanlarıyla çok mutlular.

Bülent: Behlül ve Bihter'i hiç özlemiyor..

SEZON SONU: VEDA..
YAŞASIN AŞK-I MEMNU'DAN DA KURTULDUK :)

23 Haziran 2010 Çarşamba

NEFRET EDİYORUM!

Genelkurmay’dan beklediğiniz o tatmin edici açıklamayı icraatlarınız hakkında biz yıllardır bekliyoruz.

Ülkemin kaderini tayin eden verilmiş kararların nedenini niçinini bilmek istiyoruz.

Ama millet iradesiyle oradalar!

Soramayız!

İdare ediliyorum ama iradesizim!

Sorgulayamam!

Neden?

Çünkü iradesizim..

Bana, ülkeme layık görüleni sessizce yaşıyorum!

Sesini çıkarma!

Sus!

Askeri araç uçuruyor artık hainler!

Vedalaş her çıkışında evinden sevdiklerinle.

Bir çöp kutusunun yanından geçerken, balkonda otururken, askeri araç içindeyken bir hain kurşunla buluşuverirsin.

An meselesi!

Bunlara layık görülmekten, böyle yönetilmekten, beni böyle yönetenlerden nefret ediyorum!

NEFRET EDİYORUM!

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails