31 Temmuz 2010 Cumartesi

YEMİN EDİYORUM DOĞRU! VE SON YANIT

Öğleye doğru perim yanıklarıma geçmiş olsun demek için aradığında ona beş dakika sonra konuşabileceğimizi söyledim yenilgiyi kabul etmiş sesimle. Evet yenilgiyi kabul ettim ben.. ÇÜNKÜ..
Akşama doğru Ali abim aradığında direk girdim konuya.
'Ali abi sen yanık geçmiş olsunu için mi aradın?' 'Evet kızım dedi; çok üzüldüm. Ne oluyor sana böyle?' Hey güzel Allahım büyüksün.. Söylesem mi söylemesem mi; 'Ali abi iyi de haber atlamış gazeteci gibisin, yanık eski haber. Ben sabah banyoda kayıp düşmemeye çalışırken her bir eklemimi oraya buraya çarptım ama yine de başaramadım hem de spakat oturdum yere :( Sağ el avuç içim, sağ ayak işaret parmağım, sağ dizim, sol dirseğim ve kafamın bir bölümü yerle buluştu.. Allah'tan lifleri kurtardık :D Ali abim ne diyeceğini şaşırdı. E ben de bir şey demiyorum artık. Saldım.. Buz torbaları koyduk, tesis görevlilerinden biri el şişimi görünce 'ekmek koysaydınız keşke' dedi. Oldu canım, üstüne tereyağ bir de bal süreyim. Çay da koyduk mu kahvaltı hazır :D Buz tedavisinden sonra termal suya girdim. Şişler kalmadı.. Yanık termal suda sıkıntı yarattıysa da kaz gelen yerden tavuğu esirgemedim. Sıcak su iyi geldi. Sandım ki dizim beni yürütmeyecek :D Zaiyat çok değil, el içimde az ağrı var. O kadar..
Defdef'le Dolunay beni yapışık kalmaya devam ettiğim yerden kurtarmak isterken oldukça hoyrat davrandılar :( En iyi ilk yardımı Erdim'den gördüm. Usulcacık markete gidip sprey kolonya alıp gelmiş ben yerden kaldırıldıktan sonra. Defdef'e 'aşkolsun' dedim. O da 'Gülen Allah aşkına farklı yaptığın ne var senin, artık ne kadar sıradan senin bu yaşadıkların farkında mısın?' dedi. Ben şimdi bu ikisiyle bir yere giderken düşsem falan bunlar istiflerini hiç bozmayacaklar; anlaşıldı..
Yarın tesisten çıkıyoruz. Daha fazla dayanacak gücüm kalmadı, iyi ki gidiyoruz. Tamam güzeldi, kolum iyileşti, iyi insanlar tanıdım ama bezdim artık. Bir manyetik alanda gibiyim. Arkamı kollamaktan paranoyak olacağım, hiç geçirmediğim panik atakları geçireceğim..
Yarın Ankara'ya oradan da neyle karşılaşacağımı, girdiğimde nasıl hissedeceğimi bilmediğim evime, Fethiye'ye gideceğiz. Pis bir yabancının elinin değdiği eşyalarımı, odamı gördüğümde ne hissedeceğimi bilmiyorum :( Elime bir eldiven giyip ne var ne yoksa her şeyimi 90 derecede yıkayacağım. Şu an hissettiğimin bin katını yaşamanı istiyorum senin pis hırsız. İnşaallah senin evin de soyulur :D empati kurmayı belki böylece öğrenmiş olursun adi hırsız!
Ha biz hırsız da severiz; ama O da Robin Hood..

Geçmiş olsun dilekleri ve yanık tedavisi önerileri için sonsuz teşekkürler.. Hepsi aklımda ama şu an için sadece elmayı yapabildim. Bu Defdef insanı ekşi elma seviyor; ekşi elma yaaaa :( Manava gitti dedi ki 'ekşi elma var mı?' Ay bir de onu karşımda yemiyor mu :(((( onun o ekşi elmasına muhtaç etti Allah beni.

Neval: geçmiş olsun gülen hanım niyetim asla polemik yapmak değildi galiba düşündüklerimizi söylemekte ( ve bela mıknatısı olmakta ) benziyoruz biraz
açık söylemekten kastınız isim zikret mekse gerek yok anlamışsınız zaten
herkesin tabii bir fikri vardır ve kimse kimsenin fikrini değiştiremez kolay kolay, niyetim asla bu değildi yalnızca tu kaka denilmesi şu günlerde pek moda olan şahsın da bir açıklaması olabileceğini söyledim bu açıklamayı bildiğimi değil
objektifliğe gelince ; her zaman eşitlik söz konusu olmuyor maalesef bazen bir taraf haklı diğer taraf aşırı haksız gözükebiliyor
sayfa sizin hoşunuza gitmezse yorumumu yayınlamazsınız tabii benim açımdan problem yok dedim ya birilerini savunmak ya da sataşmak değildi amacım
selamlar

Neval hanım; geçmiş olsun dileğiniz için teşekkürler..
Sakarlık, kazalar neyse de düşündüklerimizi söylemek konusunda benzediğimizi asla kabul etmiyorum. Ben konuşma ya da yazma eylemlerim sırasında 'siz anlamışsınız zaten' demem asla. Ben kimden söz ediyorsam adıyla sanıyla, kartvizit ünvanıyla açık açık yazarım. Siz 'onun da haklı yönleri olabilir' dediğiniz kişinin ismini bile söyleyemiyorsunuz. Savunduğunuz kişiyi 'şahıs' olarak geçiriyorsunuz cümlelerinizde. Başbakana tu kaka denmesini moda olarak algılıyorsanız, her zaman eşitlik söz konusu olamıyor maalesef bazen bir taraf haklı diğer taraf haksız GÖZÜKEBİLİYOR diyorsanız sizin de en az ben kadar taraflı olduğunuzu düşünür sonra da bana objektiflikten söz etmeyin derim. Oradaki GÖZÜKEBİLİYOR sözcüğü aslında öyle değil ama gözüken bu anlamına gelir -ki bu benim bakışımdan çok daha objektif olmayan bir duruş. Eğer gözükebilir sözcüğü yerine OLABİLİYOR sözcüğünü kullansaydınız ben bunları yazıyor olmayacaktım. Ne yani, eşit olmayan durumlar da var ve siz buna üzülüyorsunuz ama konu başbakan olunca o haksız olmuyor da sadece haksız mı gözüküyor/gözükebiliyor?
Gözükmek ayrı şeydir oysa!
Haklı olabileceği açıklamalarını bilmiyor olmanız ve bunu da söylüyor olmanız daha da vahim duruma getiriyor olayı.
Ben bildiklerimi savunuyorum, siz şahıs dediğiniz kimsenin konuyla ilgili düşüncelerini bilmediğiniz halde savunuyorsunuz. Öyle ya, bilmeden savunmak??
Bu durumda ben sizden daha objektifim..
Fikrini değiştirmeme gibi saplantısı olan biri değilim ama bunun için ikna edilmem gerek, oysa siz vardır belki bir açıklaması ama ben bilmiyorum diyorsanız kusura bakmayın ben böyle yandaşlığı kabul etmem..
Ben bu sayfa benim, istediğimi yazar, istemediğim yorumu onaylamam demedim ki size, ifade ettiğim gibi anlamamışsınız. Ben 'KANAATİNDEYİM, DÜŞÜNMEK LAZIM' gibi yuvarlak sözler yazarsanız yorumunuzu yayımlamayacağım dedim. Kaldı ki yanılmadım; savunduğunuz kişiye şahıs demişsiniz. 'Zikretmeye gerek yok anlamışsınız zaten' demişsiniz. Hiç haz etmediğim bir tarz.
Konunun kesinlikle uzamasını istemediğimden kendi açımdan son noktayı koyuyorum. Zira ne başbakanı, ne icraatlarını, ne tavrını seviyorum. Dahası ben başbakandan nefret ediyorum!

Başbakanın askerlikle ilgili Onun da haklı (!!!!!) olabileceğini gösteren cümlelerden bir demet sunayım size; böylece öğrenmiş olursunuz..

Bir şehidin kanını 550 milletvekiline değişmeyiz
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!
Askerlik turistik bir yer değildir demek istemiştim..
Bunları mı dinleyeceğim ben (Oğlunu vatana şehit veren bir ana-babanın tepkilerine cevap olarak)
KELLE!!!!!

ŞAHSIN diğer özlü sözleri için tıklayın; fikriniz olsun Neval hanım..
Sizden daha objektif olduğumu kanıtlamak değil amacım ; buradan nasıl GÖZÜKTÜĞÜNÜZÜ' göstermek istedim sadece çünkü şehitlerimiz konusunda fanatiğim ben; yani hiç objektif değilim ben'!-----

Hepinize iyi pazarlar sevdiğim arkadaşlar..
İyi de bugün cumartesiymiş :P



29 Temmuz 2010 Perşembe

KOLUMU YAKTIM, BİR KERE Mİ? YOOO DEĞİL..

İçimin yangısı yetmedi, kolumu yakmasam olur mu? Olmaz! İçimin yangısının üstüne tek kol yanığı beni keser mi; yok artık daha neler, tabii ki kesmez :(
Erdim'in canının çektiği :P beyaz çorbayı karıştırırken kolumu tencereye neden yapıştırmayım ki? Olur mu ama değil mi? Hatırladığım son sahne, acımdan odanın muhtelif yerlerinde çekirge gibi pıt pıt sıçrarken 'amanin çorba yanıyooo!' diye son sıçramayı ocağa yakın yere yaptığımdı. Sen git taze yanığın bir kaç cm. üstüne tur bindir :( Kendime yuh demekten başka çarem kalmadı. Sözüm ona acı giderici bir pomat sürdüler ama yok yanıyorum cayır cayır; gerçi azaldı ama yanık izini görünce bile canım acıyor :D Günün ikinci sıcak kürünü almamakla cezalandırılmış küçük çocuklar gibi havuza inenleri izledim ıslacık gözlerimle. Bi' gideydim şu Haymana'dan :)

Hakan'cığımın cep telefonu da kayıp olduğundan sevdiceğine ulaşabilmek için msn'in yeşil küçük adamlarını gözetleyen liseli kızlar gibi ondan gelecek msn iletisi bekliyorum bir yandan. Dolunay'ın 's' harfi yerinden çıkmış laptopunu kullanıyorum ve bundan hiç haz etmiyorum :(
Senkron tutturabilirsek bugün ikinci konuşmamız olacak Hakan'la. Ben ağladım, ilk önceleri bana 'ağlama bebeğim, bu senin suçun değil' dedi. Ağlama şiddetim artınca da 'ağlarsan bir de ben döverim seni' dedi; kırılan parmağını nasıl unutur oysa?
Gelişme:
Dün Emniyet'e gidip ifade vermiş. Pazartesi günü aynı işi ben de yapacağım; pazartesi gününü izleyen her bir sonraki gün gidip 'ben ifade vermeye geldim' diye diye Emniyet'in içine sızma planlarımın başladığı ilk gün olacak pazartesi.. Olay yeri incelemeye gelen memur arkadaşlardan biriyle sabah ben, öğleden sonra Sedef görüşmemizi yaptık. Biz bu konuşmaları rutine bağlamayı düşünüyoruz. Yakalandığında hırsızın kafa atmak suretiyle burnunu kırma, ağzını yüzünü kan içinde bırakma senaryomu memur arkadaşa anlattığımda aldığım 'Gülen hanım, bunu yaparsanız o kafayı bize atmış olursunuz' yanıtı üzerine fantezimden vazgeçmek zorunda kaldım.. Ha bir de yumruk vardı değil mi? :(
Elimizde, çorap giyilmiş olmasına karşın temizden bir parmak izi mevcut. Ben bu parmak izine çok güveniyorum. Biliyorum, eminim, inanıyorum eşeğini kaybedip sonra bulan insanların mutluluğuna tanıklık edeceğim hissimi kaybetmiyorum :) İçim umut dolu.
Aha! yeşil adam Hakan! Ben onunla iki çift yarenlik edip geleyim..
Msn'de bir saat kadar konuşup bilgi paylaşımında bulunduk :P ama benim bilgilerim daha güncel :)

Hırsız için dönen geyikler:
Gülen: Boyu pozu devrilsin inşaallaaaah!
Erdim: İnşaallah boyu uzundur teyze.
Gülen: Neden?
Erdim: Devrilince daha çok acıtır :D

Erdim zaten dedektif olmak istiyor, yeni gözde mesleği dedektiflik ya; msnde Hakan'a soruyor:
Kapı nasıl açılmış?
Hakan: Göbeği kırmışlar.
Erdim: Kapının göbeği mi olur, göz deliği olmasın o sakın?

------------
Che, geri dönebileceğim bir adresiniz yok. Geçmiş olsun dileğiniz için teşekkürler..

Neval demiş ki; objektif olmak istememek sizin tercihiniz
ama birileri hedef gösteriliyorsa üzerine gitmeden önce neden diye bir düşünmek lazım kanaatindeyim
selamlar

Neval hanım; ben hangi konuda objektif olmak istemediğimi nedenleriyle birlikte ifade ettim. Kaldı ki bu benim değil; en az benim kadar objektif olmayıp kendi çocuklarına başkalarının çocuklarından ayrıcalıklı davrananların bana dayattığı objektif olmayı tercih etmeme durumu. Önce onlar 'benimkiler evlat da, başkalarınınki değil mi?' diye düşünüp objektif olsun.
Kim hedef gösteriliyor bu ülkede? Kimin üzerine gidiliyor? O 'birileri' kim? Kimden söz ettiğinizi anlayamadım ama eğer 'ananı da al git', 'askerlik yan gelip yatma yeri değildir' gibi özlü sözlerinin bile arkasında durabilen bir başbakandan söz ediyorsanız açık açık yazmalıydınız..
Ben kendi çocuğu testis kanseri raporuyla çürüğe ayrılıp askerlik yapmayanların nedenlerinin neyini düşüneyim? Testis kanseri raporuyla çürüğe ayrıldığı halde baba olan kişiyle, terörün ortasına gönderilip şehit düşenler arasında izniniz olursa objektif olmayım ben. Yapmayın rica ederim!

Objektiflik, eşitlik dengelerinin kurulduğu anda gelişen bir düşünce tarzıdır. (Bunu şimdi buldum)

Konuyla ilgili en az benim kadar fikrinizi açık açık yazmayacaksanız, 'DÜŞÜNMEK LAZIM, KANAATİNDEYİM' gibi yuvarlak sözler edecekseniz bir sonraki olası yorumunuzu yayımlamama hakkımı kullanacağım.
Ben düşündüğüm gibi yazıyorum çünkü..
Ya da yazdığım gibi düşünüyorum..

AMA NASIL?

Aynı acı deneyimi yaşayan bütün arkadaşlarımın hatıralarını canlandırdığım için çok üzgünüm :( Hepimize geçmiş olsun; geçmiş olsun dilekleri için de çok teşekkür ediyorum.
Ama en çok da cana geleceğine mala gelsin tesellisine takılıp kaldım. Bu iyi niyetle yapılan temenni diğerinin alternatifi mi? Teselli bulmak ya da etmek için kendimizi ya da karşımızdaki kişiyi telkin ederken hırsızın ruhumuzda açtığı yarayı kendi imkanlarımızla sarmak gibi geliyor bana bu düşünce. Ne canımıza gelsin ne de malımıza! Hangi hakla? Ay delireceğim şimdi ben yine!
Sevindirici bir haber; bay hırsız anneciğimden kalan 30 senelik saati beğenmeyip almamış :) Haspa! Havalara uçtum. Tek taşımın gitmesi bile umurumda değil çünkü pırlantanın pırlanta olana kadar geçirdiği acı dolu evre beni tek taş kullanmama konusunda ateşli bir protestocu yapmıştı zaten. Hakan'a tek taşımı paraya çevirip Mavi Kuş Derneğine burs için bağışlayacağımı söylediğimde 'O senin, ne istersen yap' demişti. O kadar eminim ve içim o kadar rahat ki, biliyorum patates olasıca elleriyle götürdükleri her şey bana geri dönecek :) Hatta senaryosunu bile yazdım; iki polis beni zor zaptederken ben yüzleştirildiğim hırsıza bodoslamadan kafa atıp burnunu kıracağım :D
Babama söyleyip söylememekte geçirdiğimiz tereddüt, söyleyelim kurtulalım kararında son buldu çünkü babamın tansiyonumun neden 16ya çıktığını didikleyip durması ona yapılmış haksızlıktan başka bir şey değildi.
Konuştuğum polis memuru çorapla olmasına karşın net bir parmak izi saptadıklarını söyledi. Gidince ben de parmak izi vereceğim. Bayılırım criminal atraksiyonlara; zaten de bir Sevil Atasoy hayranıyımdır :D Bu arada önemli bir detay; takılarımın hepsinin fotoğrafı mevcut. Memur bunun araştırma için büyük kolaylık sağlayacağını söyledi. HIRSIZLARA KARŞI BİRLEŞELİM VE TELEFONLA KONUŞTUĞUM CANIM MARİFETLİ PERİ'MİN SÖYLEDİĞİ ÜZERE ORİJİNALİTESİ OLAN TAKILARIMIZIN FOTOĞRAFLARINI ÇEKELİM ama laptopunuz ya da fotoğraf makineniz de hiç olursa bilemem. La biz napcaz bu hırsızlarla! Çıldırmak işten değil, sen gel, sana ait olmayan, hiç tanımadığın bir eve gir! Allah belanı versin senin! Biz de kafa patlatalım! Değerli eşyalarımı neden yanıma almamışım, yahu neden alayım, ben sen bana ait olanı çalma diye çantamda altınla gezmek, o stresi yaşamak zorunda mıyım? Sizden her yerde var, kaldığım tesiste çalmayacağınız ne malum? Evime kamera koyacakmışım; lan bu evde Kaşıkçı elması mı var? Mecbur muyum sen sanatını icra edeceksin diye külfete girmeye; bi' daha Allah belanı versin hırsız senin. Ama sonuna kadar peşindeyim. Aman uğraşmayım, aman daha başka zarar görmeyim diye ben de bu işin peşini bırakırsam!! minik'in yaptığını yapacağım! Sanki kadroluymuşum gibi her gün emniyete gideceğim :D Sabahın köründe gidip çay suyunu ben koyacağım polis abilerimin :D Hayatlarından bezdirmezsem kurbağa olayım, üstelik kimse de öpmesin beni :D Neyse ki sevimli bir kimseyim :D
Can nasıl acıtılırmış, iç acısı nasıl oyum oyum hissettilirmiş sen DE öğreneceksin hırsız insan :(
Nasıl evime hırsız gireceğini biliyorduysam senin de karşıma geleceğini biliyorum hırsız kişisi; evet biliyordum; Hakan'a 'evi yalnız bırakmak istemiyorum, bu eve hırsız girecek' dediğimde Hakan beni anlamamıştı. Neden peki her şeyim evdeydi? İyi de evde çok değerli misafirlerim vardı. Tek sorun, erken ayrıldılar :( Misafirler gitti, hırsız abimler girdi eve..

Alınan karar üzerine kaplıca tatilime devam ediyorum çünkü Skeloderma'lı kolumda inanılması güç bir değişim ve iyileşme var. Geçenlerde sanal olarak elektrik süpürgesi kullanırken yakalandım babama. Babam 'kolunu mu deniyorsun?' dedi :) Sanal bile olsa elektrik süpürgesine hükmedebildiğim için mutluyum:) Kolumu bir şey almak için yukarı da kaldırabiliyorum, umarım hırsıza yumruk atarken sorun çıkarmaz çünkü sadece burun kırmak beni tatmin etmeyecek :D
Bugün perim'le konuştuğum sırada hem de bir kahvenin önünden geçerken unlu mamüller minibüsünün altında kalıyordum. Kendimi kurtarmak isterken de sol ayağımla sağ terliğimin kenarına bastım. Neredeyse düşeyazdım ama düşmedim. Az sonra bir velet 'geçmiş olsun abla' dedi :D Rezalet. Haymana seneye beni hatırlamasa iyi olur :D Sil baştan başlamak gerek bazen dımdırıdımdım.


Fethiye dönüşü karakol mesaisine başlarken kendimi dinlenmiş hissedebileyim diye
tedavi tatilimi bitireyim ben bi' hele :)

Yorumlar için her birinize bütün bir evren kadar teşekkür ediyorum. Hepinizi seviyorum. Desteğiniz beni çok mutlu etti. Görüşürüz :)

27 Temmuz 2010 Salı

EVİME GİREN HIRSIZA MEKTUP!


Ben kandil gecesi dua ederken sen evimi talan etmekle meşgulmüşsün. Kapımı kırıp girmişsin evime, anahtarımı unuttuğumda benim bile kırmaya kıyamadığım kapımı sen kırmışsın. Kim bilir ne kadar yoruldun? Ziyaretinden haberim olsaydı yormazdım seni, paspasın altına bırakırdım anahtarı. Düşünemedim, özür dilerim. Evimin kapısını kilitleyip çıkmam yetmiyor, şimdi bir de 'değerli eşyalarını yanına alsaydın ya?' diyen insanlara veriyorum senin hırsızlığının savunmasını, öyle ya; bu ülkede ne yazık ki hırsızın hiç suçu yok.
Az önce konuştuğum polis memuru arkadaşım içinde nikahta takılan takılarımın bulunduğu kutunun yerinde yeller estiğini söyleyince sadece anneciğimin taktıkları için ağladığımı öğrendiğinde 'Gülen hanım canınıza gelmediğine şükredin, biz evinize o kadar pis bir olaydan (tecavüz) geliyoruz ki yaşadığınıza, başınıza böyle bir olay gelmediğine dua edin. Yasalarımızda iş yok bizim, biz yakalıyoruz. Onlar bırakıyorlar' dedi!
Kapısını kilitleyip gönül rahatlığıyla çıkmamalıyım ben evimden çünkü sanki beş beş para kazanıp malımın ortağı olan meslek icracısı hırsız; senin suçun yok. Hata benim ve bizim gibi iyi niyetli, temiz insanlarda. Şükür etmeliyim çünkü bunun tecavüzü vaaaar, cinayeti vaaaar. Şükürler olsun ki GÖTÜ kurtardık :D

Not: İnşaallah şu an bir trafik kazası geçirirsin ve cebinden de bana ait olanlar çıkar. Önce hastane sonra hapishaneye gidersin, Ben de seni ziyarete gelirim :D
Not 2: Senin yüzünden buraya da GÖT yazdım. Pis hırsız!

26 Temmuz 2010 Pazartesi

KANDİL; DUA GECESİ VE KİŞİYE ÖZEL YORUM YORUMU

Kandilimiz kutlu olsun. Erdim, ben ve Defdef hariç herkes oruç tuttu bugün. Ben ve Defdef ilaç kullanıyor olduğumuz için oruç tutmuyoruz. Kaldı ki neredeyse on saat havuzda kalıyorum ama öğrendi; Erdim'e yüzmeyi öğrettim :)

Siz benim dert ortaklarımsınız, dilimden, gönlümden anlayanlarsınız. Çok güzel dostluklar edindiğim blog camiasının ihtiyaç dahilinde iki elim kanda olsa koşup gideceğim tatlı insanları; geçmiş olsun dilekleriniz için sonsuz teşekkürler. Hepinizi çok seviyorum ama sudan çıkma imkansızlığım üzerine ne yazık ki hepinize aynı cümle içinde teşekkür edebiliyorum :(
Erdim beni havuzdan çıkarmıyor; ikimizin de elinde birer su tabancası; önceki olaylara gönderme yapmak niyetiyle tesis görevlileri ve sakinlerinin 'aman Gülen, şeytan doldurur senin silahını' diyerek siper almalarına hiç bozulmadan ama ara sıra da üzerlerinde giysileri olmasına aldırmadan tesis görevlilerinden bir ya da bir kaçını havuza ittirmek suretiyle gün boyu suyun içinde kalıyorum :)

Yorum yorumlamada yetersiz kalsam da bir istisna var bu kez;

Sevgili neval demiş ki; yaşasın sakarlar ! yalnız değilim öğrendim ya rahatladım artık benim vukuatlarım kendimle yazılarınızla ne kadar geç karşılaşmışım askerlik mevzuuna gelince ; o sizin bakış açınız başka bir açıklaması olabileceğini düşünmek de lazım değil mi ? objektif olabilmek adına selamlar..

Sevgili neval;
Şehit verdiğimiz evlatlarımız için objektif değilim ben!
Objektif olamamak değil isteyerek bilerek objektif olmama durumu benimkisi.
Benim anlamayamadığım ama sizin anlayabildiğiniz, konunun o başka bir açıklamasının ne olduğunu merak bile etmiyorum çünkü ben vatan borcunu ödemek için davul zurnayla asker ocağına gidip de bir ceset torbası içinde ağıtlarla baba ocağına dönen oğullarımız hakkında çok fanatiğim, çok önyargılıyım!
Gayet taraflıyım!
Fikriniz paylaştığınız için teşekkür ederim.

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails