7 Şubat 2012 Salı

BİZ BİLMİYORUZ O BİLİYOR; BİZİM BİLMEDİĞİMİZİ O BİLİYOR!




Gençler;

Önünüzde iki seçenek var. Bu iki seçeneğin arasındaki yolları denerseniz yok olur gidersiniz. Bu nedenledir ki geleceğinizi bu iki seçenek arasındaki seçenekleri yok sayarak oluşturmak zorundasınız.
Ya dindar olacaksınız ya tinerci.
İki tablet bilgisayar dağıttım diye gençlere iki uç seçenek sunabileceğini düşünen başbakanın söyleminden çıkarımım budur.
Laik/değil,
Kürt/Türk,
Başörtülü/değil,
Dindar/tinerci
vs, vs

Bölün Türkiye, parçalan, ayrıl ve 'böl, parçala, yönet' düsturunda yönetil.
Bir yanda okul yüzü görmeyen çocuklar varken bir yandan bir yerlerde tablet bilgisayar dağıt. Bundan ala ayırımcılık olur mu? Okula gidemeyen çocukların başı kel mi? Dağıtabiliyorsan hepsine dağıt, yoksa hepsine yok!
Ben ekmek arası yemek yemeyi beceremem. Elime yüzüme bulaştırır, ekmeğin arasındakileri üstüme dökerim çünkü anneciğim bizi hiçbir zaman ekmek arası yiyecekle 'alan var, alamayan var' diye sokağa salmadı. Biz yemeğimizi evde yedik. Okula gidemeyen çocuklar tablet bilgisayarlarına kavuşan 'mutlu azınlık' öğrencileri görünce ne hissettiler acaba?
Andımız, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ayet miymiş? En az sav kadar uç bir yanıtım var; evet benim için ayet kadar değerli, eşsiz, değiştirelemez ve uygulanması gerekendir.

31 Ocak 2012 Salı

AYRILIK.. O GELMEZSE GELMESİN, BEN ONA GİDERİM..



O gelmezse ben giderim.
Kar gelmezse ben kara giderim :)
Uzun süre erteleyip çıkmayı bir türlü beceremediğim yol.
Perşembe akşamı 21.00de binilen otobüsten cuma sabahı 9.00'da inilerek 12 saat süren karlı, buzlu, otobüs kaydıran bir yolculuğun sonunda gerim gerim gerilmiş Gülen Kocaeli'de.
Hakan'cığım İzmir'de. Ayrılık iyi bir şey değil.. Seviyorum Hakan'ı, özledim de.. Her ne işse ama biz ayrıldığımızda daha fazla özlem duyup acı çekmeyelim diye midir nedir telefonda birbirimize ılık; yani sıcakla soğuk arası davranıyoruz :D

Kısa notlar:

Yolculuk sinir bozucuydu, Fethiye'den çıkar çıkmaz karla karşılaştık. Kar yol boyunca yakamızı hiç bırakmadı.
Aynı kaptanla daha önce yolculuk yaparak kendisini test edip onayladığımız halde sinirlerim feci derecede yıprandı.

İki gündür 10/6 tansiyondan dolayı kendi ismimi bile hatırlayamayacak derecede saçmalıyorum :D

Düştüm; o kadar güzel düştüm ki önümde yürüyen gruba hissettirmeden kalkıverdim. O kadar güzel toparladım ki durumu kimse hissetmedi ama Sedef'in hakkını yememek lazım. Düştüğümü anlayınca önümde durarak kamufle etti beni. Aslında ben Sedef'e de çaktırmayacaktım ama görmüş bulundu bir kez. Kalkmama neden yardım etmediğini anlayabilememiş de olsam kendisine kamufle çabasından dolayı minnettarım :P Kardeş dediğin böyle olur :D Toparlanınca düşmekten çok, bunu saklama çabalarımıza çok güldük. Düştüğümde bana sadece ben gülebilirim; başkası değil. Düştüğümde bana güleni dövmek isterim. Lütfen yardımcı olun, ya ben düştüğümde gülmeyin ya tarafımdan dövülürken ses çıkarmayıp sopanızı yiyin ve gidin :D Şiddete karşı olmam bu durum için geçerli değil :D
Düşene gülerlermiş. Arkadaş zaten adam düşmüş, bir de sen gülersen sopayı da yersin :D
Düşenin dostu olmazmış; kaldır arkadaş düşmüş adamı. Eline mi yapışır?
Düşene bir tekme de sen vurmuş! Yuh artık. La siz nassı insanlarsınız?!
Düştüğümü anlattığımızda Sedef'in eşi 'ben sigorta şirketi sahibi olsam Gülen'i sigortalamazdım' dedi ayıp etti :P
Geleceğimi öğrendiğinde aynı kişi Sedef'e 'plastik bardak alalım' diyerek de ayıp etmeye devam etmiştir :P

Acil bir iş için yarın yarım günlüğüne İstanbul'a gidiyorum. E bekle beni İstanbul :D Yarım günde bir insanın başına neler gelir başlıklı bir yazıda yarım günde bir insanın (hatta iki insanın; Sedef'te yanımdaydı) başına neler gelebileceğini anlatacağım :D Tutma beni Sedef :D Kamuya mal olduk bir kere.

Sırası gelmişken ya da gelmemişken; hiç önemli değil önlemlere karşın düzenli olarak yazdıklarımı kopyalayan kişiye hakaret babından 'pis insan' demek istiyorum.

Güzel yorumları uzun bir zamandır yanıtsız bırakarak ayıp ettiğimi biliyorum :( Özür dilerim :(
Görüşürüz ben İstanbul'dan dönünce/dönebilirsem :D

26 Ocak 2012 Perşembe

SAVUNMAMDIR!

SAVUNMAMDIR!..
HER ŞEYDEN ÖNCE DEVRİMCİ DÜŞÜNCELERE SAHİBİM VE DEVRİMCİYİM. BENİM BU DÜŞÜNCEYE SAHİP OLMAM ELBETTE Kİ TESADÜF DEĞİLDİR. DÜNYADA VE ÜLKEDE EKONOMİK YAŞANAN EKONOMİK, SOSYAL VE SİYASET GELİŞMELERDEN ETKİLENMİŞİMDİR.
ÜLKEMİZ EMPERYALİZME BAĞIMLI, ONUN GÜDÜMÜNDE BİR EKONOMİK SİSTEMLE YÖNETİLMEKTEDİR. BUNU KİM İNKAR EDERSE ETSİN BU BÖYLEDİR. BU DURUMDAN DOLAYI ÜLKEMİZ GERİ BIRAKTIRILMIŞ, SÖMÜRGE BİR ÜLKEDİR.
ÜLKEMİZDE KAPİTALİZM, KENDİ ÖZGÜCÜ İLE GELİŞMEDİĞİNDEN SÜREKLİ BİR KRİZ İÇİNDEDİR. BU YAŞANAN BİR GERÇEKTİR. BİZ GELİŞMEYİ, İLERİ SANAYİ ÜLKELERLE GİRİŞİLEN EKONOMİK İLİŞKİLERLE ÇÖZMEYE ÇALIŞMIŞIZDIR. ANCAK BU İLİŞKİLER, ÜLKEMİZİN SANAYİ YÖNÜNDEN GERİ OLUŞU, İLERİ SANAYİ ÜLKELERİYLE GİRİLEN İKİLİ İLİŞKİLERDE ÜLKEMİZ ALEYHİNDE BİR YOL İZLEMİŞ VE ÜLKEMİZDE KAPİTALİZM, DIŞ MÜDAHALELERLE ÇARPIK BİR BİÇİMDE KURULMUŞTUR. BU DURUM ÇEŞİTLİ ULUSLARARASI KURULUŞLARIN ÜLKEMİZİN EKONOMİSİ ÜZERİNDE DOĞAL OLARAK SÖZ VE KARAR SAHİBİ OLMASINI BERABERİNDE GETİRMİŞTİR. sONUÇTA ÜLKE EKONOMİSİ AĞIR BİR BUNALIMA GİRMİŞTİR.BU BUNALIMIN ÇÖZÜMÜ İSE, DAİMA YABANCI REÇETERLERDE ARANMIŞTIR. OYSA HER YENİ GELEN REÇETELERLEGÖRÜLMÜŞTÜR Kİ BUNALIM DAHA DA ARTMIŞTIR. ÜLKE EKONOMİSİ ÜZERİNDE KARAR SAHİBİ, EMPERYALİST KURULUŞLAR OLMUŞTUR. EKONOMİMİZ, BU KURULUŞLARIN TAVSİYELERİ DOĞRULTUSUNDA DÜZELTİLMEYE UĞRAŞILMIŞTIR. ANCAK TAM TERSİ OLMUŞTUR. EKONOMİK YÖNDEN, AET, IMF, OECD, VE DÜNYA BANKASI GİBİ KURULUŞLARIN MÜDAHALELERİ SONUCU EKONOMİK VE SİYASİ BAĞIMSIZLIĞIMIZ ELİMİZDEN ALINIRKEN, ASKERİ ALANDA NATO İLE GİRİLEN İLİŞKİLER, BİR ÇOK ASKERİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ BERABERİNDE GETİRMİŞTİR. İKİLİ ANLAŞMALARLA ÜLKEMİZ, EMPERYALİZMİN İLERİ BİR KARAKOLU DURUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR. ULUSLARARASI TEKELLERLE EKONOMİK ALANDA GİRİLEN İLİŞKİLER SONUCUNDA YERALTI, YERÜSTÜ KAYNAKLARIMIZ YABANCI TEKELLERİN SÖMÜRÜSÜNE TERK EDİLMİŞTİR.

BEN NE YAPTIMSA HALK İÇİN HALKIMLA BİRLİKTE YAPTIM.

FİKRİ SÖNMEZ..

TAKSAV-İZMİR YENİKAPI TİYATROSUNUN ORTAK YAPIMI OLAN 'FATSA FİKRİ' İSİMLİ TEMSİL BROŞÜRÜNDEN.
SADECE İÇİMDEN GELDİ VE PAYLAŞMAK İSTEDİM..
YAYIMLAMAK İÇİN İZİN BEKLEDİĞİM METİN BU İDİ.


25 Ocak 2012 Çarşamba

GÖRMÜYORUM, DOKTOR GÖRMÜYORUM BEN

Görmüyorum ben.
Dün göz doktorunun odasına girdiğimde doktorun 'buyrun sorun nedir?' sorusuna verdiğim yanıttı bu: 'görmüyorum ben'
Doktor sekreterinin az önce çekilmiş göz tansiyon ve  çenemi dayadığım aletten gözüme pist pist diye tısladığı için tırstığım ve dolayısıyla da nefretimin kabardığı o aletin pist pistlediği anda çektiği ölçümden çıkan sonuçlara bakarak verdiği yanıt da 'görmezsiniz tabii' oldu.
Sağ gözüm eskisinden kötü durumda ve ben görmüyorum. Sol gözüm eskisinden  iyi durumda ve ben görmüyorum. Sağ gözüm kötüye gittikçe sol gözüm terbiye yoksunu sağ gözümün ayıbını örtbas etmek için eşşek gibi çalışıyor, sağ gözümse bana ne ya, nasılsa yan tarafta karınca misali çalışan bir salak var deyip tembelliğini ilerletiyor. Yan gel yat Osman yani bir nev-i.
Yakın gözlüğümün yanı sıra artık uzak gözlüğü de kullanmak zorundaymışım. Aslında bu yeni bir durum değil. İki yaşındayken şaşılıkla başlayan göz hastalıkları kariyerimi ilkokul sıralarında göz tembelliği için Ankara Mamak yolu üzerindeki Göz Bankası'na gidip iki saat boyunca sağ gözümle bir helikopterin dönen pervanesine bakarak ilerlettim. Sol gözlük camında şimdilerde 'pudra' denilen bir renkten flaster yapıştırılı ki adı 'kapama'. Bu ilkokul boyunca yani beş sene kadar sürdü. Hafta içi Göz Bankası ki ben o göz bankasındaki kasaların içinde insanlardan çıkarılıp yığınlar halinde tedaviye yanıt vermeyen insanlara takılmak üzere gözler saklandığını sanırdım; hatta bundan emindim :) Ve düşünürdüm ki sağ gözümden bir halt olmazsa bankadan bir göz çekeceğiz. Ne salak bir çocukmuşum ben :)))) Aslında Göz Bankası'ndaki heyecansız anlarıma sırf bunun için katlanıyordum; yeni ve gören bir göz için :)
Hafta içi her gün Göz Bankası saatleri, hafta sonu zorla götürüldüğüm önce resim sonra cimnastik kursu. Cimnastikten şikayetim yoktu da arkadaş bu resim kursu ne eziyetti. Sonra her ders sonu resim defteri kaybetmemden yorulan anneciğim iyi bir ressam olamayacağıma karar verip resim kursundan azat etti beni.  Aslında çok sonraları anlayacaktım ki anneciğimin benim üzerimde iyi bir ressam olmam konusunda hayalleri yoktu; gözümün çalışması, hala toparlamakta zorlandığım dikkatimi toplamayı, sabırlı olmayı öğrenebilir miyimdi anneciğimin derdi. İtiraf ediyorum defterlerim kaybolmuyordu aslında; ben o defterleri resim kursuna bir daha gitmemek için çocuk aklımla çöpe atıyordum :(
Dün hastaneden çıkınca CEM optiğe gittik. Çerçevelere bakıyorum; aslında en son Ankara'da gittiğim doktorlardan birinden gözlük kullanmamın sorunuma çözüm getirmeyeceğini duyduğumdan beri 'belki birinin işine yarar' diye düşündüğüm, zamanında inanılması zor hafifliğinden dolayı şu an için sınırlarımı aşan bir miktar ödediğim bir çerçevem vardı ama çerçeveyi 'belki birinin işine yarar' düşüncesine uyup birine verip vermediğimi hatırlamaya çalışıyorum çerçevelere bakarken ama çerçevenin akibetini hatırlamayı bir türlü başaramıyorum.
Şöyle havalı, renkli. Gözlüklerin biri geliyor biri gidiyor. Çalışanlar son derece sabırlı (bana rağmen :P ) , güler yüzlü, ilgili ve bilgili. Turuncu olsun, pembe olsun, beyaz olsun; hatta mor olanını çok beğendim ama sağ göz camı yüksek numara olacağından özellikli bir cam kullanacaklar. Bu da normal cama ödeyeceğimden fazla ödeyeceğim anlamına geliyor. Keyfi bir durum değil bu. Bu bir zorunluluk. Çerçeve fiyatlarını duyunca, üzerine bir de sevgili devletimin bir gözlük için görmeyen vatandaşına yaptığı ödeme eklenince!! Sol cam ince, narin ama sağ gözlük camı çok kalın olduğundan odak noktasından bakma konusunda da ayrı bir sorun yaşadım yıllarca dolayısıyla çerçeve beğenip beğenmeme gibi bir lükse kesinlikle sahip değilim.. Evde olduğunu umduğum çerçeveyi düşününce yeni çerçeve almaktan vaz geçtim. Deliler gibi yağan yağmurdan sıçan gibi ıslanırken aklımdaki tek şey ne akşam yemeği, ne başka bir şey. Düşündüğüm tek şey nerede olduğu hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı hafif çerçeve. Eve geldik. Bir işçi arı gibi aradım, aradım aradım; hafif, havasız, mütevazi çerçevemi buldum :) Yolda altın bulmuşum sanki; o kadar sevindim :)
Bugün çerçeveyi optiğe götürmek üzere  evden çıkamadık bir türlü. Babam ve Hakan sürekli 'hadi Gülen' deyip duruyor, ben bir bahane uydurup bir türlü çıkmak istemiyorum. Ayağım adımını sokak kapısından dışarı atmamak için inat ediyor. Neden sonra tam kapıyı açıp çıkacağız zil çaldı. O kadar güzel bir şey oldu ki. Pazar gününden beri çok seviniyorum ben :) Anlatırım onları da ama bugünkü hislerin nasıl karşılıklı olduğunu gösteren, 'bu nasıl bir şeydir' dedirten, dolayısıyla ürperten bir şeydi.
Neyse çerçeveyi götürdük. Gözlüğüm yapılacak ve ben kaliteli görmeye başlayacağım diye seviniyorum çünkü Hakan, babam ve ben olarak gittiğimiz göz doktoru hepimizi gözlüklendirdiğinde dün babam ve Hakan'ın işi çözümlenmişti.. Sıra benimdi. Gözlüğümü takacağım, iyi göreceğim diye seviniyorum resmen ki gözlük kullandığım yıllarda numara farkından dolayı sağ gözüm çok iri ama sol gözüm olduğu gibi görünüyor diye utanırdım insanların yüzüne bakarak konuşmaktan ama gel gör ki artık göremediğim için bunun insanlar için bir sorun teşkil edeceğini sanmıyorum :D Ben mi; yok utanmıyorum çünkü artık sadece görmek istiyorum ben :)))
Küçük ve/ama şirin bir yerde yaşayınca oluyor böyle şeyler; sağ göz cam özellikli bir numara olduğundan yarın Antalya'dan gelecek. Benim gözlük işi yarına kaldı yani :) Yeniden gözlük kullanmaya başlayacağım için heyecanlıyım. Bundan sonraki fotoğraflarımda beni gözlükle görürseniz şaşırmayın; O gerçekten benim.. Yarın her şey daha net, parlak olacak, öyle görünecek gözüme; umutlarım, hayallerim gibi.
Kucağımdaki kişi Erdim insanının ta kendisidir.
Fotoğraflarda gözlükle pozum yok :)
Sağ cam maşallah tuğla gibi :))))
Birinin kafasına at kesin yarılır (abarttım)

24 Ocak 2012 Salı

GÖZÜNÜZE SAĞLIK

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.







Vallahi bak kendim için değil, size daha iyi fotoğraflar çekebilmek için :)

Benim olursa sevinirim, olmazsa başkası için sevinirim.
Benim olursa başkasının olmadığı için üzülmekten geri kalmam..


Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails