Allah belamı vermişmiş zaten, iki hastalıkla birden uğraşıyormuşum.
Başım beladan kurtulmuyormuş. Allah parmağını gözüme sokmuşmuş.
ÇÜNKÜ ARKADAŞ ALLAH'TAN DAHA İYİ BİLİYOR YA!
Beter olacakmışım Allah'tan.
Bu sözleri, hem de bir eğitimci arkamdan söylemiş.
Ne hoş değil mi?
ARKAMDAN!
BEN NE YAPTIM, YÜZE SÖYLEDİM! HEP SÖYLEYECEĞİM GİBİ!
Cesaret ve yüreği varsa ben buradayım!
31 Ocak 2011 Pazartesi
28 Ocak 2011 Cuma
GÜLEN YOLDA NE YAPIYOR?
Otobüsteyim. Kocaeli'ne gidiyoruz.
1*otobüsün internet bağlantısı benimkini haydi haydi döver :/
2=önümde oturan kızı kulaklığından bütün otobüse yaydığı müzik için saçlarından başlayarak yolmak istiyorum.
3=bir daha ki molada otobüsün kalorifer sistemini patlatmam lazım. Kolsuz penyeye kadar geldim :D Internet sayfaları açılırsa konuyla ilgili şikayetim 'otobüs çok sıcak; daha ne kadar soyunabilirim?' içerikli temayla kendilerine iletilecek.
4=az önce gerçek kar olduğunu sandığım beyaz kütleler gördüm :)
5*babam 7de İzmit'te olma hayalleri kuruyor. Hayal etmek güzel diye ellemiyorum :D
6*klimadan dolayı kuruyan boğazımı ıslatmak için sık sık su istemek yerine şişe istedim :D
7*babam acilen zayıflamalı, benim koltuğuma taşmış :D
İyi hoş da monitöre bakmaktan midem bulandı :(
Arkadaşlarım hepinizi çok ama çok seviyorum, hayatımda olduğunuz için çok mutluyum.
Blog dünyasının iyi insanları buralardan bi yerlerden hepinize sevgiler.
BENİ ÇOK MUTLU EDİP GÜLÜMSETEN YORUMLARINIZ İÇİN EDEBİLDİĞİM BÜTÜN TEŞEKKÜRLER..
27 Ocak 2011 Perşembe
Я ХОЧУ 3АСЬШАТЬ
Göz oyuklarımı koydukları cendereyi biraz daha sıkıştırsa da işkencecilerim, saat 15.00 sularından beri çektiğim baş ağrısı kendisine derman olacak koşulu yerine getirdiğimden beri şiddetini azaltarak devam etmekte. Bu baş ağrısı yüzünden güzelim bir akşam yemeğine son dakikada hayır demek zorunda kaldım. Eve geldikten bir süre sonra daldığım beş saatlik uykumdan saat 20.00 gibi uyandım.
Nedenini bildiğim bir ağrı aslında ; çay içmediğimi geç fark ettim. Güne çayla başlamadım :( Çay içmediğim günlerde baş ağrısı nedenimi düşündüğümde 'ah! ben bugün hiç çay içmedim!' cümlesiyle suç çaya atılır. Takip eden ilk otuz dakikada bir demlik çay boca edilir mideye :) Ha bugün başka bir nedeni daha vardı baş ağrımın ama ondan hiç söz edip karizma olgusuna ayıp etmeyelim şimdi :) Sadece kansızlık sorununun ciddiye alınması gerektiğini eskisinden çok önemsiyorum diyelim. Fe bağlama testi yaptırın. Demiriniz eksikse gidip de inşaat demiri yalamayın :D, doktor önerisinde demir ilaçları kullanın :)
Genel istek üzerine :P parmağımın bir makas tarafından nasıl kapıldığını anlatabilme ihtimalim sızıldayan göz oyuklarım nedeniyle sıfır yani.
Yarın anlatırım. Olmaz mı?
Hepinizi seven ben Gülen
Я ХОЧУ 3АСЬШАТЬ=uyumak istiyorum :)
26 Ocak 2011 Çarşamba
NE AKLA HİZMETEN?
Kabus gibi bir gece yaşadım. Neredeyse sıfıra yakın uyku ezikliğinde kalktım yataktan. Okul yıllarından kalma kötü :P bir alışkanlıkla ektiğim her dersin bana vicdan azabı olarak geri döneceğini bildiğimden biçki dikiş dersine götürdüm kendimi. Derse gidip gitmemek konusunda kendimle dövüşürken 5 gibi daldığım uykum benden önce kalkmıştı zira yataktan :(
Gece asla alışabileceğimi sanmadığım çetin ceviz, sinsi şimşek çakışları el ayak çekilince ortalıktan işi iyice abartıp meydanı boş bulmuş yaramaz çocuklar gibi kavga ettiler birbirleriyle. Gökyüzünü ani hareketlerle beyaz, parlak ışıklara boyadılar. Paylaşamadıkları neydi hiç anlamadım. Ufaldıkça ufaldım korkudan gidemediğim yatağım yerine büzüldüğüm kanepede, cenin modeli karnıma çektiğim bacaklarım saklanıyormuşum hissinde. En kötüsü de su içmeye gittiğimde bir şimşek çakımına aynı ana denk düşen enerji kesintisiydi. Korku filmi sahnesinden fazlasına sahipti kare, eksiğine değil. Bardak elimde, bardağımla ben mutfakta. Bir an için her yer bembeyazken tam da o an enerji kesilir! Bu bir korku film sahnesi olsaydı enerji kesintisiyle denk düşen şimşeğin çakma anında en son gördüğüm şey katilimin yüzü olacaktı. Bııııırrrr.. Arkada gerilim-korku film müziklerinden bir demet :D En son 4te baktım saate. İnadına yapar gibi susayıp durdum, inadına yapmaz gibi içtiğim suyu doğal yollardan boşaltmak istedim. Babamı rahatsız etmemek için sabaha kadar her şimşek beyazında sessiz sessiz çığlıklar atıp durdum.
Hakan bilir ne kadar korktuğumu şimşek, gök gürültüsü ve yıldırımlardan. Her gök olayında koşturup koltuğunun altına saklanıverdiğimde kendimi hep güvende hissettiğim sevgilim Hakan çabuk evine dön :) Aslında ne zorlu bir sınav veriyorum, şimşek halleri ve Gülen tek başına 'gelin len, çarpmazsanız adam değilsiniz!'
Ama en salakçası ki buna bir de tanığım var. Dün akşam perimle konuşurken sessiz çakışlarını ilk kez burada gördüğümden alışamamış olduğum her şimşek ışığında perime 'sanırım polisiye olay var ama araçları göremiyorum, siren de çalmıyorlar' deyip durdum. Onların şimşek olduklarını televizyonu kapattıktan sonra fark edebildim, iyi mi? Çekinmeyin, haydi hep birlikte, koro şeklinde 'salak Gülen, salak Gülen' Yok alınmadım. İnsan kendiyle dalga geçebilecek olgunlukta olmalı ama değil mi?
Sonra sabah oldu nihayet.
Kursa gitmemek için kendimle verdiğim mücadeleyi kaybedip kursa gidip hangi akla hizmeten 'ben bu elbiseden istiyorum' dediğim ondört parçalı (!) elbisenin birbirine ekleme çalışmalarına devam ettim ama bu kez yalnızdım :)))) Dün bir ekiple birlikte çalıştık, bana ne dikiyorsun dediklerinde 'entari' dediğim elbisemi. İmeceydi, komikti, eğlenceliydi :)
Yapım aşamasında o yüzdendir ki buzlu:)
Dün, yarın anlatmayı düşündüğüm bir kaza geçirdim üstelik ama yok şimdi anlatamam. Lütfen ısrar etmeyin, anlatamam dedim ya :P Şimdilik sadece parmağımı makasla keserken çıkan 'kırt' sesinin insanın duyabileceği en kötü seslerden biri olduğunu bilin demekle yetineceğim :P
Neyse, dikiş dersinden saat 16.00 gibi çıkıp bir de 18.00de Rus dili dersine gittim. Şu an birazdan kendimi atıvereceğim kanepeyle de flört etmeye başlamışken usul usul gidip uyumalıyım. Sabahtan yine dikiş dersim var. Akşam da Rus dili kursundan bir kız arkadaşımla buluşup halka açık yerde tıksırırken 15 şubatta gireceğimiz sınava hazırlık yapacağız çünkü ikimiz de ikinci kademeye gitmeye karar verdik :)
Güzel arkadaşlarım; hepinizi seviyorum..
Not: bugün iki ilkokul öğrencisi dişsiz maymun sıkıştırmaya çalıştıkları cevize yakın büyüklükteki doluları birbirlerine kartopu niyetine atmayı denediler. Bayıldım, o kadar tatlılardı ki..
Banu'cam: Yazılar büyümüyor :((((
23 Ocak 2011 Pazar
KAÇ RENK? NE RENK?
Bugün yine pazardı. Her cumartesi gününden sonra yinelendiği, yenilendiği gibi..
Sevmediğim bir şeyin yedi günde bir tekrarlanmasından hoşlanmıyorum.
Soğuktu üstelik ve dalgalı hareli gri skalasında.. Çok sevimsiz. Yataktan çıkmak istemediğim pazarlardan biriydi. En son ne zaman hiçbir şey yapmadan bütün bir pazarı kendimi yorgan altında saklayarak geçirdiğimi hatırlamıyorum. Pazar günleri yapmak istediğim tek şeyin bu olduğunu o kadar iddialı biçimde ifade ederken oysa.. En son ne zaman bütün bir pazarı o günün pazar olduğuna hüzünlenerek yatakta geçirdim; bununla ilgili anılarım o kadar silik ki..
Pazarları beni neyin mutlu edeceğini hayal etmek bile hayal; ulaşılmaz, uzlaşmasız bir düş. Düş gücüm bile pazar gününü mutlu kılmak için harekete geçmeyi reddediyor.
Az önce Hakan'ı İzmir'e uğurladım :( Ona dair en son kare; otobüs terminalden çıkmak üzereyken sağ ve sol işaret parmaklarıyla havaya çizdiği simetrik olarak ortasından başlayıp alt uç kısmında biten oldukça şişman kalpti. Çizildiği yerde devam ediyor yolculuğuna şişman kalbimiz; 21 gr. olmadığı kesin, büyük, sevgili kalbimiz..
Geçen hafta sonu Ali abim bizdeydi :) Aynı gün üç kez kendi işlerimizi yapmak üzere bir önceki buluşma yerimiz olan İstikbal Kitabevi'nden ayrılıp bir sonraki buluşma yeri olarak yine İstikbal kitabevi için sözleşmemiz ve her bir buluşmamızda da kitabevi-kırtasiye karışımı bu çok düzgün, saatin nasıl aktığının hiç farkında olmadığımız dükkandan oldukça mal kaldırdık Hakan, ben ve Ali abim :P (Malzeme fotoğraflarını Ali abinin objektif becerisine bırakıyorum) Kuru sulu boya kalemlerim var artık benim. Belki uzun zamandan beri var onlar bilemiyorum ama benim resim yapma maceralarım ilkokulda anneciğim tarafından zorla götürüldüğüm resim kursunun her haftasında kaybettiğim resim defterlerinin boş sayfalarından ibaretti :) Sonra da cimnastiğe başladım zaten :) O akşam Hakan ve Ali abiye resim atölyesi :P havası yarattım. Oturduk kağıtların başına. O ikisinin bence gayet başarılı çizimlerini gördükçe daha bir hevesle sarıldım kalem kağıda ama yoksa olmuyor işte. 'Ben neden çizemiyorum?' soruma boşuna cevap beklerken sinir krizine girmemek için kalktım yanlarından. Öyle dalmışlardı ki çizdiklerine 'nereye?' bile demediler :) Haset dolu bakışlarımı fark etmediler. Sonra çizdikleri o sevimli resimleri çevrelerine kontör bırakarak kestim ve Rus dili defterime yapıştırdım :) Ha bu arada onlar da kesim işini yapamıyor :D Yani bu ekibin ayrılmaz parçası olduğum söylenebilir :P
Yorumlar için çok teşekkür ediyorum. Ali abimin de tanık olduğu üzere devam eden internet bağlantı sıkıntımdan dolayı sayfa açmam çok zor. Bu yazıyı yayınlayabilirsem mucizelere inanmaya başlayacağım :)
İyi haftalar..
Güzel şeyler yapabileceğiniz, güzel haberler alacağınız bir güne uyansın gözleriniz..
VE RESİM GALERİSİNE HOŞ GELDİNİZ :)




Sevmediğim bir şeyin yedi günde bir tekrarlanmasından hoşlanmıyorum.
Soğuktu üstelik ve dalgalı hareli gri skalasında.. Çok sevimsiz. Yataktan çıkmak istemediğim pazarlardan biriydi. En son ne zaman hiçbir şey yapmadan bütün bir pazarı kendimi yorgan altında saklayarak geçirdiğimi hatırlamıyorum. Pazar günleri yapmak istediğim tek şeyin bu olduğunu o kadar iddialı biçimde ifade ederken oysa.. En son ne zaman bütün bir pazarı o günün pazar olduğuna hüzünlenerek yatakta geçirdim; bununla ilgili anılarım o kadar silik ki..
Pazarları beni neyin mutlu edeceğini hayal etmek bile hayal; ulaşılmaz, uzlaşmasız bir düş. Düş gücüm bile pazar gününü mutlu kılmak için harekete geçmeyi reddediyor.
Az önce Hakan'ı İzmir'e uğurladım :( Ona dair en son kare; otobüs terminalden çıkmak üzereyken sağ ve sol işaret parmaklarıyla havaya çizdiği simetrik olarak ortasından başlayıp alt uç kısmında biten oldukça şişman kalpti. Çizildiği yerde devam ediyor yolculuğuna şişman kalbimiz; 21 gr. olmadığı kesin, büyük, sevgili kalbimiz..
Geçen hafta sonu Ali abim bizdeydi :) Aynı gün üç kez kendi işlerimizi yapmak üzere bir önceki buluşma yerimiz olan İstikbal Kitabevi'nden ayrılıp bir sonraki buluşma yeri olarak yine İstikbal kitabevi için sözleşmemiz ve her bir buluşmamızda da kitabevi-kırtasiye karışımı bu çok düzgün, saatin nasıl aktığının hiç farkında olmadığımız dükkandan oldukça mal kaldırdık Hakan, ben ve Ali abim :P (Malzeme fotoğraflarını Ali abinin objektif becerisine bırakıyorum) Kuru sulu boya kalemlerim var artık benim. Belki uzun zamandan beri var onlar bilemiyorum ama benim resim yapma maceralarım ilkokulda anneciğim tarafından zorla götürüldüğüm resim kursunun her haftasında kaybettiğim resim defterlerinin boş sayfalarından ibaretti :) Sonra da cimnastiğe başladım zaten :) O akşam Hakan ve Ali abiye resim atölyesi :P havası yarattım. Oturduk kağıtların başına. O ikisinin bence gayet başarılı çizimlerini gördükçe daha bir hevesle sarıldım kalem kağıda ama yoksa olmuyor işte. 'Ben neden çizemiyorum?' soruma boşuna cevap beklerken sinir krizine girmemek için kalktım yanlarından. Öyle dalmışlardı ki çizdiklerine 'nereye?' bile demediler :) Haset dolu bakışlarımı fark etmediler. Sonra çizdikleri o sevimli resimleri çevrelerine kontör bırakarak kestim ve Rus dili defterime yapıştırdım :) Ha bu arada onlar da kesim işini yapamıyor :D Yani bu ekibin ayrılmaz parçası olduğum söylenebilir :P
Yorumlar için çok teşekkür ediyorum. Ali abimin de tanık olduğu üzere devam eden internet bağlantı sıkıntımdan dolayı sayfa açmam çok zor. Bu yazıyı yayınlayabilirsem mucizelere inanmaya başlayacağım :)
İyi haftalar..
Güzel şeyler yapabileceğiniz, güzel haberler alacağınız bir güne uyansın gözleriniz..
VE RESİM GALERİSİNE HOŞ GELDİNİZ :)
Hakan'ın çizdiği şapşal oğlan :)
Ali abi faLesi :D
GU
Uluslararası bir şirketin genel müdürü olan kılmızı uVur böcüvüsünün genel kurul toplantısına yetişirken çizilmiş hali (Ali abi çizimi)
Ali abimin Hindistan'da taşımacılık sektöründe asgari ücretle çalışan fili.
Ali abimin hayvanlar orkestrasının yanlış nota basıldığında feci biçimde sinirlenen şefi;
Sinirli Sinan
Bu 'şey'i ben çizdim.
Pişmanım..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

