dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2010 Cumartesi

DERİN'LERDEN, iZMİR'LERDEN GÜZELLİKLER :)

Postacı kapıyı iki kez çalar. Hayır, hiç öyle olmadı :) Dün postacı kapıyı beş on kez çaldı. Halsiz marazlı ikizler 'istifimi bozmazsam o açar' diye hain bir sessizlikte birbirinin aklından geçeni adları gibi bilip çalan kapı zilini biri diğerine paslarken kendimi alel acele kanepeden ayağa fırlatmama neden olan posta beklentim geldi aklıma.. Fırlatma anından 'aha posta' diye bağırırken kanepeden düştüğüm kısmını siz bilmesenizde olur :D
Eski binaları hep sevmişimdir, daha bir samimi, alçakgönüllü gelir bana. Eski bina ya, giriş kapısı otomatı çalışmıyor. Postacıyı kaçırmamak için saç baş pelme perişan, spor ayakkabılarımın arkasına basıp asansörle aşağı indim. Bir iki saat sonra sağ el serçe parmağımı sıkıştıracağım iki kapıdan biri olan demirden kapıyı zorlukla açtım ki beklediğim postanın aslında bir kargo paketi olduğunu gördüm. Oysa ben kargo değil, yeni yıl kutlama kartı bekliyordum.. Kurye beni şöyle bir süzdükten sonra kimlik sormadan alındı belgesine imza attırıp kargoyu elime tutuşturduğu gibi kaçarcasına gitti. Dönüş yolunda asansördeki aynada kuryenin bir an önce kaçma telaşının ne kadar da anlamlı olduğunu gördüm:D O halimle saldırıya uğramış kadın tiplemesi çiziyordu tipim :D Saldırıya uğrarken kapı çalmış, gidip açmışım, döndüğümde de saldırıya maruz kalmaya kaldığım yerden devam edecek gibiydim :D Postacı kesin 'şahit yazarlar, durma kaç' dedi kendi kendine :D Ama ben o kadar yorgun ve hasta hissediyordum ki dün..

Sağlıkla ilgili sıkıntılar bakımından bereketli günlerimden birinde tanımıştım onu. Beni bir Amazon kadınına benzetmesi, dışarıdan bakıldığında algılandığım şeklimin bir Amazon kadını kadar savaşçı, mücadeleci, zaman zaman başına buyruk, kendinden emin ve kendine güvenen biri gibi görünmekten dolayı sonsuz mutluluğuma neden olan bu benzetme ayrıca beni çok onurlandırmıştı. Bloglar arası ziyaretlerle de düşünsel ve duygusal anlamda pek çok ortaklıklarımızın olduğunu anlayınca birbirimizi gönlümüzdeki arkadaş listelerimize eklemek için hiç beklemedik :)
Mutfak konusundaki becerilerinin yanı sıra, sistem ve düzene karşı aykırı duruşuyla da beni cezbeden, sözcüklerini birbiriyle harmanladığında bir şeyin en anlatılabilir halini ortaya koyabilen bu arkadaşım bana çok hoş bir sürpriz yaptı :)


Bir karttan fazlasını misafir eden zarfı her böyle andaki heyecanımla açtım. Açmamla birlikte minik bir elin çizdiği tatlı bir kızla karşılaştım :) Beyaz bir kağıda çizilmiş pembe çan etekli, uzun saçlı kız, elma yanakları ve ince bacaklarıyla çok şirin görünüyordu. Dedim ki 'benden iyi çiziyor' :) Kartın arkasında içtenliğinden asla şüphe edilmeyecek bir metinle arkadaşım tarafından yeni yılım kutlanıyordu. Gülen gözlü arkadaşım demiş bana; gülünce gözlerimin içi mi gülüyor yoksa benim :) Eğer öyleyse ben başarmışım demektir :) O koca kalpli kızın minik ellerinden çıkan resimli güzel kartı ömrümün sonuna kadar saklayacağım.
Zarfın içinde kendileriyle ilgilenmemi beklemeye devam eden kalabalığa gelmişti sıra.. Zarfı boşalttığımda beni çok şaşırtan çok ince bir jestle karşılaştım. Blog ziyaretlerim sırasında arkadaşımın becerilerini sadece mutfakta konuşturmadığına tanık olmuştum ama o güzellikleri benimle paylaşacağı hiç aklıma gelmemişti. Sadece kart almış olsaydım da sevincim en az o anki kadar olurdu olmasına da, kardeşim bu peçete halkaları da ileri derecede şık ve zarifler. Yalan mı söyleyim yani; karta ayrı, peçete halkalarına ayrı mutlu oldum :) Hem kart atma konusundaki ince düşüncesine hem de yeni peçete halkalarıma hayran kaldım :)



Düşünceli, zarif ve hassas arkadaşım , kekik kokum ve onun tatlı kızı DERİN; beni bu kadar mutlu ettiğiniz için size kalbimin sıcaklığında teşekkür ediyorum.
Hep iyi insanlarla karşılaştığım blog camiasının tatlı insanları; burada tanıştığınız arkadaşlar bakımından en az ben kadar isabetli, şanslı ve sonuçtan mutlu olmanızı diliyorum..
Not: Kart yazma işi çarşamba gününe kadar benim de gündem maddemdi ama Erdim'in sağlık sorunları nedeniyle bu iş için ne zaman ayırabildim ne de zaten de harcayabileceğim efora sahiptim :( İkinci, üçüncü, ne bileyim sekizinci, olmadı onbirinci aylarda bile olsa benden yeni yıl kutlma kartı alırsanız şoka girmeyin :) Girerseniz de fazla kalmayın, hemen çıkın :P
Öptüm ve gittim :)

27 Ekim 2009 Salı

BENİM 'ARKATAŞIM' NASIL?


Zamanını ayırmaya değer gördüğünse
Çağırdığında imkansızlıklar içindeyken bile gitmemeyi aklının ucundan geçirmediğinse
Haber alamadığında ulaşmak için çareler aradığınsa
Ulaşamadığında meraktan çıldırdığınsa
O ağladığında kalbin aynı acı eşiğindeyse
Onun sevinci aynı oranda senin DE mutluluğunsa
Hastalandığında gece gündüz yanında olmak istediğinse
Hoşuna gitmese bile ondan duyacağın her söze hazırsan
Uymasa da fikirlerine saygı duyduğunsa
Onun arkadaşlığını seçtiğin kadar onun tarafından seçildiğini düşündüğünse
Dualarına kendi canınmış gibi eklediğinse
Bir saldırıya uğradığında duruma dalmakta tereddüt etmediğinse
İyi şeyler olurken 'keşke o da olsa' dediğinse
Kendine bir şey alırken 'ona da çok yakışır' diye aklından geçirdiğinse

ise
ise
ise
ise
arkadaşsındır..

ARKADAŞLARIMI SEVİYORUM..

Gönüldenele'm; biliyorum yoksun, yoksunum senden :( Yapma böyle :( İz, sadece dil söylemese, öz söylese 'iyi insandı'. Çok mu zor..Kırıp yaraladıktan sonra elde ne var?
Daha ben hiçbir şey anlatmadım gönüldenele'm.. Başkası olsaydı; ama başkası değil o 'benim' babam..
Boynum daha iyi bugün. Pilates yüzyılın sporu, boynumu kas gevşetici kullanmama gerek kalmadan pilatesle düzeltebildim. Önerin için çok teşekkür ediyorum canım..

Funda'm; kendim biliyorum ya, sanıyorumki herkes biliyor; yani o kadar bendensiniz :) Böyle yorumlar gelince yazdıklarıma bir göz gezdiriyorum; evet anlaşılması biraz zor :( Babam, canım babam. Onun hoşgörüsünde olabilmeyi çok isterdim. Babamın çektiği eziyetler nedeniyle kendi kardeşlerinin bile tepkisini çeken babaanneyi Allah affetsin.

3prenses'im; ne geçti ellerine, zaten yaralı çocukları daha da yaralamaktan başka ne işe yaradı? Yaptıkları onları nasıl besledi? Bir nedenden dolayı annesinden ayrı olan bir çocuğa daha fazla şefkat gösterilmesi gerekirken bu eziyet neden? Yalnız bu üvey anneler hep aynı oluyor düşüncene katılmamak istiyorum. Ben öyle üvey anneler gördüm ki.. Bir tanesi çok yakınımızdı ama o da ayrı bir hikaye. Belki bir gün.. Babalarımızın yaşadıklarını kimse yaşamasın.

Doğa'm; amin. Gidenin arkasından konuşmak olmaz deriz ama konuşuluyor işte. İyilikler söyleniyor, kötülüklere gelince susuyoruz. Kusmak istiyorum ama ben bazen. İçimde kalıp patlamasındansa baş ağrıtmak babından anlatıyorum :( Umarım sizden de iyi bir haber vardır. Çok üzgünüm :(

Sesi'm; amin. Anlamadığım, bahanesi hazır kötülükler için nasıl bir enerjiye sahip oldukları. Kötülük yapmak için sürekli düşünmek, kinlerini sürekli kılmak için bu duyguları beslemek gerek. Hayatlarının her anında bunu mu düşünür bu insanlar? Anneciğine sevgi ve sayılar; doğru söylemiş ellerinden öperim. Sen yine de bilmezden gel kötüleri..

bizimgibiler'im; amin. Hiç detay vermeden anlattığımdan emin ol. Her ne olursa olsun arkasından konuşup rahatsız etmek yakışık almaz ama insanız işte. Yeniliyoruz bazen kendimize :( Her şerde bir hayır vardır derler ya, bu gidiş bizi çok heyecanlandıran bir gelişmeye neden oldu ama şimdi sırası değil..

Delfina'm, her iki duan için de içim dolu dolu amin diyorum. Sadece tanık olduğumuz bu tür olaylara içimiz dışımız acıyıp yanarken, Allah analara uzun ömür versin.
Oğlum onalrın evlerine gittiğinde yaşadığı aşağılayıcı tavırları biliyorum ki asla unutamayacak bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamadım :( Özdedir iz ve yüze Allah her şeyi görüyor. Babaanne de yaşarken gördü aslında ama ben anlatmamayı tercih ediyorum; belki bir arkadaşıma anlattırırım o değilden..

cansu'm; gerdiğim için özür dilerim ama o an olanları ancak böyle yazabildim :( Amacım asla germek, üzmek değildi :( Sonucu ben biliyorum ya, sanki herkes biliyormuş ama ben yine de yazıyormuşum gibi hissediyorum :( Tabiiki Allah rahmetini esirgemesin kimseden. Her ne olursa olsun yine de o, benim çok sevdiğim kuzenlerimin babaanneleri.

Peri'm; iyiyim iyiyim. Benim de gitmez elim telefona bir gidiş haberi aldığımda. Üzülme arayamadığın için. Kalbinizin benimle olduğundan çok eminim. Babam beni yan odadan takip ediyor-(muş) :) faceblog yazısındaki o renk mevzusu nedeniyle iki gün tavır yaptı bana :) Yorumları da okuyor :) Batım ben bir gün kendisini :P E şey mey kem küm dedi :D

embir'im; ilk cümleni okuyunca 'ay yine ne yaptım' dememle Hakan'ın 'Gülen neden kızardın yine?' soru cümlesi aynı ana denk geldi.. Üzmek istemezdim seni :( Bekleye bekleye yazmandan belli üzdüğüm. Özür dilerim, üzülmenin ne demek odluğunu bildiğimden kimsenin üzülmesini istemiyorum. Umarım baş ağrın geçmiştir, benim boyun ağrısına benzemesin de :( İnan daha hiçbir detay vermeden sadece 'bazı' şeyleri anlattım ben. Aslında anlatsam üçte üç ibret öyküsü olacak bir hayat hikayesi bu ama ben anlatmayacağım. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste hesabına yazılan hayat üçlemesi..
İlk yazıyı olayın ilk etkisi geçtiğinde bir daha okudum ve ben de hiçbir şey anlamadım :) Babacığım ellerinden öptüğünü az önce okuyordu :P Çay verirken gördüm :)
Verdiğimiz geçici olmasını umduğumuz baş ağrısı için özür diliyor ve ben de seni öpüyorum..

En asortiğinden krebim; iyiyim iyiyim. O kriminal olay da çözülürse daha iyi olacağım. Çok heyecanlıyım.. Yardım teklifin için çok ama çok teşekkürler. Hazır ol, tetikte bekle. Her an.. anladın sen..

Ve MAVİANNE'm; yazdıklarını senin de onaylayacağın gereklilik üzerine buraya alamıyorum. O candan sözlerin için çok teşekkür etmek, sadece teşekkür edebilmek kaymaksız ekmek kadayıfı kadar yavan. Kahve suyunu hazır tut. Ellerimde çiçekler kapı ziline heyecandan titreyen ellerimle her an dokunabilirim..

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails