arkadaşlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2011 Cuma

SEKİZİNCİ KATTAYDIM! EVLİLİK YIL DÖNÜMÜMÜZ..

Deliler planlamaz, deliler yapar.
Deliler katlanmaları gereken bir son olup olmadığını sorgulamaz çünkü sadece yapmaya odaklanmışlardır..
Delirecek kadar akıllı olmayanlarsa başka bir kategoriden girer listemize..

Akıllılar 'yapmak' için bekler.
Akıllılar düşünür.
Akıllılar sorumluluk alır ve olası kötü sonuca karşı hazırlıklıdır.

Gel gör ki akıllı hazırlık aşamasındayken deli yolu yarılamıştır bile; erken kalkmış ve yol almıştır..

Amacım yok, öylesine yazdım işte..

Rötarlı da olsa 19 mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımızı kutluyorum..
Her sene sanki ilk kutladığımız 19 mayıs bayramıymış gibi birbirinden farksız coşkulu cümlelerle kutlayalım 19 mayıs gününü.

Kocaeli'deki kutlama programı hava muhalefeti nedeniyle cumartesi gününe ertelendi. Gidebilir miyiz bilmiyorum çünkü Kocaeli'de kutlamalar akşam yapılıyor. O akşamsa Defdef'in saat 21.00de mr randevusu var. Defdef bu sene ilk kez 19 Mayıs komitesinde yer almadı. O çok güzel kareografiler yapar. Çok istiyordum ama gerçekten sağlık nedenleriyle katılamayacağız kutlamalara. Hem bizim başbakandan kalır yanımız ne?
Başbakan da sağlık koşullarını neden göstererek Ankara'daki törenlere katılmadı. Aynı başbakan 20 mayıs günü saat 13.30de Van, saat 17.00de Kars olmak üzere iki mitingde bulunacaktı. Bulundu mu bilemem ama bu ne çabuk iyileşmedir, ne içiyorsa biz de içsek?
Zamanında Çanakkale'de katılacağı bir programa iki saat gecikeceğini bildirdiğinde 'olmaz öyle şey' tepkisiyle töreni saatinde başlatacağını söyleyerek programa saatinde gelmesine neden olan, geldiğinde ayağa kalkmayan korgenerale ödetilen bedel gibi bedel öder mi başbakan ulusal bayrama katılmayıp ertesinde mitinglerde zımba gibi boy gösterdiği için?
Kaldı ki 'sahipsiz bir e-postanın sahibi dakikasında bulunurken sahipsiz e postalardaki ihbarlardan yol alarak içeride tutulan kişilere ödetilen bedeller?
Sözler aynı çıkmazlarda sözler aynı sen.
Ben birini gördüm yolda..
(Yaşar Günaçgün'e sevgiler)
Bunlar benim komplo teorilerim.
Komplesi bana ait.
Kompozisyon yazar üzerine bir de komposto içerim.
Kafama yeşil başlı huni de isterim.
Neyse ki delirecek kadar akıllı değilim (Kelebek filminden Dustin Hoffman repliği)

Ülkemin başbakanından söz ederken daha nazik olmak isterdim ama bu terminoloji bana ait değil!

Dün İstanbul'dan hala çocuğu kuzen abim (babamdan sonra babam gibi abim), yabancı uyruklu eşi, halam ve eskiden akrababımız (!) olan bir abimiz geldi. Çok şenlikli, yeri geldi hüzünlü, çok kahkahalı bir gün geçirdik. Günün gafı: verdiğimiz yemekten emin olamadığımız için dilediğimiz özür sonrasında yabancı uyruklu gelinimiz Alina'nın 'Ay aşkolsun aramızda yabancı mı var?' teselli sözlerine Defdef'le aynı anda, aynı cümleyle 'evet var sensin' karşılığımız idi. Çok güldük :)

Afyon, Kütahya, Marmara bölgesi ve depremin hissedildiği tüm illere geçmiş olsun..
Akşam yorgunluğumdan tam da yatmak üzereyken avize taşlarından en yaramaz olanının bir rakkasenin beline sardığı tülden örtüdeki boncuklar gibi yakaladığı ritme uyarak bir sağa bir sola gidişini gördüm yerdeki sallantımın deprem olup olmadığını anlamak üzere avizeye baktığımda.. Çok yorulduğumda vücut depremimde sallanırım çünkü ben.. Midem bulanır, başım döner, vücut dengemi sağlamakta ciddi kontrolsüz kalırım. Değildi ama, bu bir depremdi. İçimde daha önce yaşadığım deprem öncelerinde hissettiğim deprem sıkıntısı olduğunu söylediğimde 'hadi canım' demiyordu aile bireylerim artık bana.. Ayağımda beyaz çoraplar, altımda pijama üstümde bir penye sekiz katı aşağı nasıl indiğimi bilmiyorum! Tek başıma! Aileden kimse bana eşlik etmedi :) Sonradan Defdef'in söylediğine göre bizim bloğun önündeki kalabalığın nedeni benim sekiz kat boyunca 'deprem!' diye insanları panik etmemiş. Ama yok, O Adana'lı kız ben olmasam da atardı kendini dışarı. Film kareleri dışında ilk kez dehşeti gördüm Adana'lının yüzünde. Babamın beni ve Adana'lı kızı ikna edip evimize çıkarması hayli zaman aldı. Bana inaçı diyorlar, hayır değilim. Ben inatçı değilim. Ben kararlı biriyim. Kararlılığımın inatçılık olarak algılanması beni rahatsız ediyor.

Bugün evlilik yıl dönümümüz. Halkan'la aramızdaki mesafeyi 'hiç' sayıyorum.
Bugüne kadar aştıklarımızı düşündüğümde 680km. bizi bozmaz diyorum.
İncir çekirdeğini doldurmayan sorunlara birbirimizi daha iyi tanımamıza neden olduğu ve bizi birbirimize daha yakınlaştırdığı için minnet borçluyum aslında. Sorunların çözümleri sırasında insanlar o güne kadar görmedikleri bir 'karşı taraf' buluyorlar yanlarında.
Bu sene ayrı olduğumuz için güzel bir yıl dönümü yemeği ve şık bir armağanı kaçırmış olsam da Hakan'cığımın varlığıya teselli buluyorum :P Onun armağanları benim Ona aldığım meyve sıkacağı gibi olmaz; O kişisel armağan alır (doğum günümde aldığı ve sadece bir saat çalışıp bozularak vantilatörken tantilatöre dönüşen şeyi saymazsak tabii) (Hakan okuduğunu biliyorum :D) Aslında beni yalnız bırakmazdı O, yine sürpriz yapıp gelirdi bana ama yoğun çalışıyor canımın içi. Armağan hakkım saklıdır deyip susayım bari şimdilik :P Aslında Erdim'le ilgilenen her şeyimiz Hatice ablamız ve eşi Furkan'ın da evlilik yıl dönümleri bugün. Onların programına yancı olarak davet ettirmiştim kendimi zorla ama bu saat oldu aramadılar. Sanırım beni ektiler :D (Hatice okuduğunu biliyorum :D Çok ayıp ama bu yaptığınız! Görünme gözüme!)

İşte böyle..

Geçmiş olsun dilekleri için teşekkürü bir borç bilirim..

Mayri'm; çok sağ ol, çok teşekkür ediyorum. Umarım dileklerimiz kabul görür. Biz isyan eden insanlar değiliz. Bugüne kadar yaşadığımız sağlık sorunları bize 'olabilirliği' öğretti. Yapacak bir şey yoksa eziyetsizce yaşamayı seçiyoruz. Bu nedenle hayırlısı olsun demekten başka sözümüz yok. Defdef ve benden sevgiler sana..

Nedret ablam; Defdef geçmiş olsun dileklerin için çok teşekkür etti. Selam ve sevgilerini iletiyor sana. Çok sağ ol ablam ilgin için..

Ayşen'im; biz de öyle umuyoruz. Nedeni belli olsun da tedavi konusunda yol alalım istiyoruz. İyi dileklerin içinse her ikimiz de çok teşekkür ediyoruz. Tebaa konusuna gelince; içindeki çocuğu dokuz ay karnında taşıdığı çocuğuyla birlikte büyütürken senden iyi çıtır tebaa mı olur? buyur İdil'imi de kap gel bekliyoruz :) Hatta senin eğlenceli sülale de gelsin :) Biz de öpüyoruz bol bol :*

Nurhan'ım; artık öyle oldu ki, Kamil Koç çalışanları direk üç numarayı kesiyorlar bana :) Kaptanlar 'sıcaktan bunalan yolcu' ünvanına layık gördüler beni :D Çünkü kaloriferi kapatmazlarsa soyunmakla tehdit ettim onları :D Bunun dışında arıza çıkarmıyorum Allah'tan :D
Aslında hesabı da yanlış yapmışım. Sadece Fethiye-Ankara arası 1500 km. 4000km.yi buluyor aslında. Ayın 25inde bir aksilik olmazsa araya bir de Çanakkale sıkıştıracağımdır :D
Gösteri çok güzeldi, kamera ve fotoğraf yasak olduğu halde kısa bir çekim yaptım. Becerebilirsem koyayım onu da diyorum :) Erdim, arkadaşları ve bizim için söylediğin güzel sözler için bütünümüz teşekkür ediyoruz.

Nilgün'üm; aşk olsun canım benim. Sen gönül koyacağım, kırılacağım biri olabilir misin? Sen başı dolu bir çocuksun, ben sana neden ve nasıl kırılayım? Bilirim ben senin kalbini.
Ah benim internetim olsa bu yollar sırasında neler biriktirdim yazacağım ama internetim yok. Mağdurum da mağdurum, çok mağdurum mağdurum :D Defdef'lerde ise babam dizi izlerken bilgisayara Defdef'in eşi konuşlanıyor, dizi bittiğinde babam. Gün içinde Defdef dinlenirken ben iş güç içindeyim. Defdef'in notebookuna da çay dökeyazdığımdan beri ben ellemiyorum :D Bu akşam Defdef'in eşi bilgisayardan feragat etti sağ olsun :) Aslında bu yazıyı ikinci yazışım benim. Bir önceki şakacı Erdim'in dil tercilerini Urduca'ya çevirmesi sırasında yok olup gitti :( Sonra da dedi ki bilmiş Erdim 'Başbakanla ilgili kısımlar çok sertti. Uçup gitmesi inan iyi oldu teyze!' dedi :D

Nefise'm; bilirsin senden nefret ediyorum ben :D Yazma zaten sen. Öyle güzel güzel şeyleri yap, sok gözüme gözüme. Ben de boş bulunup greyim depresyona, üstüne kalayım depresyonda ve çıkamayım. Ayıp oluyor ama Nefisanım! yazma sen, basma fotoğraf filan :D
Sorun yoktur umarım ve yine umarım ki blog yasaklarından dolayı bir geçici soğumadır seninki. Sen bakma benim senden nefret etmeme de lütfen ısınma turlarına başla ve yeniden dal aleme. İyi dileklerin için Defdef ve ben teşekkür ediyoruz..

asortik'im; acil şifa dileklerin acilen işleme kondu :) Defdef ve ben çok teşekkür ediyoruz.
Ah ah ben ne büyük diller dökmüşüm. Üç kardeş kuzenlerim ayrı illerde yaşar ve anca bayramlarda bir araya gelebilirlerdi. Derdim ki 'nasıl dayanabiliyorlar uzaklara?' Ben Kocaeli'nden Fethiye'ye döndüğümde Defdef ve Erdim özlemi çekiyorum. Kocaeli'ne geldiğimde Hakan özlemi. Ankara'ya gidemediğimde kardeş Dolunay ve gelin Pelin özlemi.
Bizim ailenin acilen bir araya (mümkünse Fethiye tabii ki) gelmesi iyi olacak gibi görünüyor.
Özlediklerime kavuşma hayali midir nedir, artık yolculuklar sıkmıyor beni.

Defdef meyva soyayım mı? (okuduğunu biliyorum :D )


11 Ocak 2011 Salı

ATLASAM, HOPLASAM, ZIPLASAM

İyi olduğumu, dinlendiğimi; hatta abartarak dinlendiğimi, dinlenmenin ancak bu kadar abartılabileceği konusuna iyi bir örnek olarak keyifte olduğumu, beni merak edip arayan, posta yazan, yorum bırakan bütün arkadaşlarıma destekleri için teşekkür etmek istediğimi söylemeye geldim :)
Sağlıkta ama daha çok hastalıkta Hakan hep yanımda. Prensesler gibi bakıyor bana sağ olsun.
Emin ellerdeyim..


Hakan evlenmeden önce Speedy Gonzales derdi bana. Speedy Gonzales çizgi film kahramanı hızlı ve sevimli bir farecik :) Şimdi bir kaç gündür yatay durumdayım, hareketsizim ya, ayaklarım hiç ısınmıyor. Hakan sıcak su torbası koyuyor minik :P ayacıklarım ısınsın diye.

Çok duygusalım, her zamankinden çok..
Parçamdan henüz haber yok. Hiç endişeli değilim çünkü doktorum ultrason sonucuna istinaden aslında görünürde her şeyin normal olduğunu ama bu parçanın önlem olarak alınması gerektiğimi söyledi. Her ne kadar rahat olsam da tedirgin değilim diyemiyor insan. Ama yine de hem doktorumun sözleri üzerine hem de içime öyle doğduğundan biliyorum ki o parça dünyanın en masum, en iyi huylu parçası bence :) Antibiyotik ve ağrı kesici kullanmaya devam ediyorum, bir de demir çiğneme tabletim var. Demir tabletini çiğnediğimde ağzıma tren rayı tadı geliyor. Neden tren ray tadı çünkü küçükken salak gibi tren rayı yalardım :) Bunu neden yaptığımı kimse sormasın çünkü bilmiyorum.

Nedret ablam, Oytun'umun can annesi, Gönülçelen'im, içimden geldiği gibi, Ayşen'im, Serpil hanım, Aysema öğretmenim, Banuca'm, Nalan ablam, Nilgün'üm, Kurbaamla annesi Şenay'ım, Zeynep'im, Nefise'm, Fiamma'm, Nur annem, dikiş dersim, Sedef'im, canımın diğer yarısı, Çınar'ım, Nestuğ'um, Marifetli peri'm, Nurhanmeral'im hepinize ayrı ayrı sonsuz teşekkürler..
Sağlık, mutluluk ve sevdiklerinizle geçireceğiniz güzel günler diliyorum hepinize..

11 Nisan 2009 Cumartesi

GÜZEL BİR GÜN :) BUGÜN HİÇ AĞLAMADIM.

Ağlama sahnesi 1:
Uğradığım bir haksızlık sonucu çok yakın bulunan bir komşu kapısı çalınır.Ağlamaya devam edilerek ev sahibinden davet beklemeden onun şaşkın bakışlarına da aldırmadan ben önde komşu peşimde mutfağa geçilir.
Komşu kısa bir sessizlikten sonra cesaret eder ve sorar:Gülen ne oldu?
Gülen:Yok bir şey
K:Nasıl yok bir şey?
G:Ben yok bir şeyken de ağlayabilirim der demez bir kahkaha patlatırım.
Bu arada komşunun oğlu da mutfağa doğru seğirtir.
Şimdi üç kişiyiz.Karşımda, sonradan 'senin gibi ağlayan birini daha görmedik' diyecek olan iki kişi ilgiyle beni izlemekteler.
Ocağa arkam dönüğüm ama ağlamalarımın arasına gayet sakin bir sesle 'kahve taşacak' cümlesini de sıkıştırıveririm.
Derin iç çekiş sonralarını ağlamalarımla sürdürürken birden olaya kızgınlığım kendine gelir ve 'bana bunu nasıl yapar?ben bunu hak ettim mi!' diye devam ederim ağlamaya.
Bir ara durum değerlendirmesi yapan iç sesim dışarıya şunu söyler 'hahaha bende bu şans varken kapıma kanlı baykuş bırakmadığına şükretmem lazım' Kah kahkahalarla kah gözyaşlarımın baraj yıkan coşkulu seller gibi akmasıyla karışık bu ağlama sahnesi devam eder gider.
Bu iki kişi daha sonradan gizlice çektikleri başka bir ağlama kasetini bana izlettirince ben ağlarken insanların neden abondone olmuş biçimde beni izlediklerini anlarım.Benimkisi ne ağlama, ne değil :)

Ağlama sahnesi 2:Randevulu sistem.Bir hastanede randevu alamamışım ve ağlamaya başlıyorum.Kapıdaki görevli bir süre sonra yanıma gelip 'yeter artık.Susarsan seni doktorla görüştürürüm ama ne olur sus artık' derse de nafile.İnadımdan çok doktorla görüşüp yaptırmam gereken sevkin peşindeyim ben.Beklediğim küçük salona elindeki çantadan ilaç mümessili olduğunu anladığım çok şık gençten bir adam gelir ve yanıma yaklaşıp samimi bir dille neden ağladığımı sorar.Tanıdığımı ama hatırlamadığımı düşündüğüm bu gençten adama ağlamaya devam ederek sorunumu anlatırım.Genç adam arada bir 'ağlamadan anlat' der.Ben bitirince de doktorun odasına girer.Biraz sonra odadan gözleriyle birini aradığı her halinden belli doktor çıkar.Açık kalan kapıdan genç adamın sevimli bir yüz mimiğiyle göz kırpışını görüp duruma bir anlam vermemle doktorun ağlayan yüzümle buluşması aynı anda olur.
Doktor:Sen miydin?Neden kapı aralığından bakıvermedin?
Ben:Şu adam yanaştırmadı deyip ağlamadan beklersem beni doktorla görüştüreceğini söyleyen adamı işaret ederim usulca.Doktor sonradan o adama nasibi verecek bir edayla önce odasına sonra da elinde sevk için gerekli olan kağıtlarla bana dönüp bir çırpıda sevk işlemlerimi yapıverir.Artık çok mutluyum.Adamdan korktuğum için biraz ileride ilaç mümessili genç adamın işini bitirip odadan çıkmasını beklerim.Kahramanım çıkar, ağlama şiddetimden eser yok.Teşekkür ederim.İhtiyacım olduğu dahilinde aramam üzerine bir hamili kart yakinimdir kartı alıp ayrılırım kahramanımdan.

Dün çok ağladım.Beklemediğim, istemediğim bir sonucaydı tepkim çünkü ağlamaktan başka yapabilecek hiçbir şeyim yoktu.Bunun uzun süreli olmaması benim elimde, biliyorum.Dün akşam aldığım yorumlar asla yalnız olmadığımı, bu yolda yürürken düştüğüm yerde beni yeniden ayağa kaldıracak büyük bir güce sahip olduğumu anlamamı sağladı.Bugün neşeli uyandım.Büyük olasılıkla ilaç kullanırken vedalaşmam gerekecek olan saçlarımı taradım ama hiç üzülmedim.Gerçekten üzülmedim.Sabah benim için güzel bir gün başladı.Umre yolcusu eski komşularımı aradım.Yarın için planlarken 'aa hadi bugün gel' dedikleri için onlara gittim.Akşam yemeği için erken kalkmak isteyince canım eski komşum Nazife ablam 'bu akşam da kendileri yesinler, otur az daha' dedi.Ben de ablamı dinledim, eve geç geldim.Baktımki anne kuşların ağızlarından gagalayacakları yemleri bekleyen yavru kuşlar gibi beni beklemekte iki adamım :) Besin ihtiyaçları için de bana bağlımlı hale getirdiğim bu adamların beni beklerkenki halleri çok komikti.Çok güldüm :)

Yorumlara tek tek yanıt vermeyi çok seviyorum ben ama bir önceki yazımdaki yorumlara olan cevabımı bir sonraki yazı konusu olarak belirledim.Hepinizi seviyorum :)

10 Nisan 2009 Cuma

SAĞLIKSAL DURUMLAR RAPORU



İyi haberlerle gelmeyi çok istiyordum ama verilebilecek en iyi haberim kendi doktoruma ulaşabilme başarısını gösterebilmiş olmam.
Sevinçten ağladım.

Sonuç: skeloderma bulgusu.Bunun olmaması için çok dua ettik ama ne yazıkki bu, sonucu değiştirmeye yetmedi.Neyseki yaşadığım ilk hayal kırıklığım değil bu.İç organ tutulumunun olup olmadığının anlaşılması için ileri kan tetkiklerinin yapılmasına karar verildi ve kolumun geçen haftadakinden daha kötü olduğu söylendi.
(ENA paneli için ANA, Anti DNA, SS A, SS B, Anti SCI 70) akciğer grafisi ve solunum testi.
Pannikülit değil ama panik olup ağladım.
Sonucu gördüğümde yıllar önce veteriner fakültesinde ayağı kesilen o minik köpek yavrusu gibi şoktan tir tir titreyip ne Hakan'ı ne babamı yanıma yaklaştırmadan çıldırmış gibi ağlasam da şu an itibarı ile daha iyiyim.
Ama şu ana kadar çok ağladım.
Bir ara da yanımda sevgilim Hakan ve can babam var diye şükürden ağladım.

Günün öğleden sonrasının bir kısmını bir üniversite hastanesinde bu tahlillerin istem girdisinin yapılabilmesi için çöken bilgisayar sisteminin tekrar devreye girmesini bekleyerek geçirdik!
Sinirden ağladım.

Diğer yarısı daha verimliydi; 1.5 senedir SLE rutinlerimi yaptırmayı ihmal ettiğim için doktoruma gitmekten çok çekiniyordum ama bugün bir cesaret az çok benimle aynı nedenlerle doktoruma görünmek için orada bulunan yaklaşık 30 hastanın önünden hiç beklemeden doktorumla görüşme şansını yakaladım.Sonradan tuvalet aynasında kendimi gördükten sonra hastaların neden hiç itiraz etmediklerini anladım, yüzümde küçük küçük kırmızı lekeler çıkmıştı ve kömürcü çırağı gibi kapkaraydı ağlamaktan :)
Zaten ağlıyordum, hazır başlamışken hız kesmeden ağladım.

Çok sarsıldım.Bunu beklemiyordum.Çok üzgünüm.Tek tesellim çok sevgili doktorum Prof. Meral Çalgüneri'nin 'Gülen çabuk acile git' dememesiydi çünkü ne zaman bana bunu söylese arkamdan acili arayıp yatırılmam için talimat vermiş olurdu.Bu günün iyi haberi, umarım iyi haberler bu kadarla kalmaz; ha bir de bir türlü durduramadığım ağlamamı söylemekten çekindiğim bir cümleyle engellemeye çalışması çok hoştu doktorumun :)
Komik geldi, komedi unsuruna da ağladım :)

Muhtemelen, Meral hocam başka bir hastanenin laboratuvar bulgularını kabul etmeyip biyopsi için parça alımı da dahil bütün tetkikleri yeniden isteyecek.Şimdilik tek dileğim skeloderma tanısının bu yeni yapılacak olanlarla desteklenmemesi çünkü skelodermayı hiç sevmedim, pannikülit daha iyi :P
Keşke Pannikülit olsaydı diye ağladım.

VE SİZ SEVGİLİ ARKADAŞLARIM!
Yaşam Guru'm; Belgin'im, mailto:n@zo, Bilun'um, Sihirli el'im, SEM'im, GAYYOR'um, Ece'm, Rüya'm, ELLY'im, nalan ablam, Zehra'm, laleninbahcesi, 3prenses, bayım UFUK ÇİZGİSİ, Digi Kelebek, Batuhan Doğu, telefon desteği ELÇİN ve ismini saymayı unuttuysam özür dilediğim siz sevgili arkadaşlarım hepinizi seviyor, desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.Ne yazıkki sadece teşekkür edebiliyorum yine :(
Desteğinize olan sevincimden ağladım.

Yalçın; genç yetenek hoş geldin..
Batuhan Doğu; kestane şekeri çok tatlıdır ama arkadaşlarım kadar değil :)
Hoş geldin :) Ben de eski bir NEU'luyum; 'napan be oraşta :P
Ve canım yaşam guru'mdan smart blogger ödülü aldım :) Bu benim ikinci ödülüm.İlkini o günün koşulları öyle gerektirdiğinden kabul edememiş ve ödül iletim zincirini bir biçimde kırmıştım.
Ödül almak çok güzel bir duygu.O kadar havalı bir durumki kasım kasım kasıldım hatta, Oscar almış gibi hissettim kendimi :)
Ödül kurallarını yazıyor ve paslıyorum:
1-Ödüle layık gören dostlarımın linki:
2-Ödüle layık gördüğüm dostlarıma haber vermek.
3-Ödüle layık gördüğüm dostlarımın linklerini yayımlamak.
VE VE VE SMART BLOGGER GOES TOOOOOOOOOO
Bir blogger değil ama eş kontenjanından Hakan Üstün
Ödül almış arkadaşlarımı (nazo, sihirli el, yaşamın kıyısında, smilena, bilun) listeye dahil etmedim.

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails