
Şimdi Sedef'im ve Sihirli el'im bu fotoğrafı görünce 'yeşil terliği gördüm' moduna girip kapının kolunda asılı olan toz bezini görecekler.
Ben de onların gözlerini oymak isteyeceğim yine :D
Zımba makinesi ve eğitim semineri için Nalan ablam ve Mahmut abime sonsuz teşekkürlerimle..
Zımba makinelerinden çok hoşlandığım için bir zımba makinesi istiyordum, arada sırada işe yarar bir iş için de kullanabilirdim üstelik :P Nalan ablama zımba makinesinin nerden alınacağını sorduğumda Nalan ablamın hem de Hakan'ın yanında 'Benimkini vereyim, nasılsa sıkılırsın sen' demesi gururumu hiç kırmadı :P Zor oldu ama bu imajın 'ben' kaynaklı olduğunu kabullendim sonunda, konuyla ilgili eleştirildiğimde sıkılmadan arsız biçimde davranabiliyorum artık :) Burnumu sokmadığım, sokup ta ağzımın payını alıp yerime geri döndüğüm işlerin sayısı tek bir işe kanalize olmuş olsaydı beni usta yapacak kadar kabarık :(
Tutumlu sayılabilirim; bu nedenle yeni başlayacağım ikinci çantam için ancak Nalan ablamın eli değdiğinde çantaya benzedikten sonra hoşnut kaldığım ilk denememin sonucu gibi bir sonla karşılaşırsam kumaşım heba olmasın diye Sedef'in artık giymediği ketenden bordo bir elbiseyi kendime kurban olarak seçtim :D Yine de heba ettiğim kumaşla aynısından bir çanta daha çıkardı :D
Nasıl yaptığımı, kaç kere söküp kaç kere yeniden diktiğimi, kaç kere diktiğim kenarları beğenmeyip yine söküp yine diktiğimi, düzgün dikene kadar yine söküp yine diktiğimi hiç hatırlamadığım, hatırlamak istemediğim, o anları hiç de düzgün cümlelerle anmadığım, çoğu yeri konu üzerinde hiç bir uzmanlığı bulunmayan Hakan ve kuzen Yavuz tarafından zımbalanan çantamı takdim edeceğim birazdan.
Nalan ablamın eşi Mahmut abim zımba makinesinin mutlaka bir yere sabitlenmesi gerektiğini söylese de biz ilk zımba deneyimimizi bu işlemi yapmadan gerçekleştirdik.Ayrıca delme aletimiz olmadığı için Hakan'ın 'ben bu işi makasla bile yaparım.Hahaha' iddiası parmağında bir kaç kesiğe maloldu :(
Diyalog:
Hakan:Olm sıkı tutsana!
Yavuz:Abi abi dur elim acıyoooo.Bastırma abi!
Hakan:Ne biçim gençsin sen yav!
Yavuz:Tamam tutuyorum!
Hakan:Zımba işi olmazsa ablan bizi tefe koyar, ha gayret aslanım!Yoksa Gülen'in önüne atarım seni ha!Tut şimdi sıkı sıkı!
Gülen de ara ara zımbacıların yanına mutfağa gidip onları pohpohlar :D
Çantamı çok beğendim ama beni asıl mutlu eden güzel bir iş çıkarmamdan çok artık sabır konusunda ciddi bir gelişim göstermemi fark etmem oldu.Umarım bu değişim/gelişim kullandığım sinir sistemi düzenleyisinin marifeti değildir çünkü hiçbir şey olmamış gibi mutlu kelebekler gibi devam etmek istemiyorum hayatıma.Bu sanal mutluluktan çok sıkıldım..
Şimdi bu torba/çantayı anlatmak zor; dikimini geçtim; kullanımını anlatmak zor.Hakan'ın 'iyisi mi gel resimleyelim' fikrini bu nedenle çok tuttum.
İçine az eşya konduğunda küçülen çok şey de konduğunda büyüyen çantam.
Adım 1:Çanta bir torba gibi üstünden tutulur

Adım 2:İki ucundan tutularak aşağı doğru bükülür..
Adım 3:Arkadaki zımbalarla sabitleştirilmiş çıtçıtlı britler öndekilerle buluşturulur.
Bu kadar.
Çanta kapanmıştır artık.
Çanta/torbanın arkadan görüntüsü.
Manken:Bir yandan tv izlemeye devam eden Hakan'ın eli
Sapla ilgili bir sorun; iki yan kenara dikilince çanta hacıyatmaz gibi devrik haliyle çantadan başka her şeye benzediğinden saplardan biri yanına, biri yan arkasına zımbalandı :D
Hindistan meselesi:
Kostümüm için bir Hakan sorusu:
'Ne o Hindistan'a mı gideceksin?'




Nikel alerjimden dolayı üzerimde çok az tutabildiğim takıları ben yaptım.Takı olsa ne, aldım pembe, mürdüm, bordo boncukları dizdim de dizdim misinaya.Bilekliği de spiral tele geçirdim mi; tamam işte al sana takı.Gülen anca bu kadarını yapar :) Küpelerim net çıkmamış :)
Not:Az önce Amerika yolcusu Nalan ablamın vizesinin çıktı çıkacak olduğu haberini aldım.
Gitmesi gerekiyor çünkü kızı Gül daha gittiğinin ayında çok ciddi bir trafik kazası geçirerek yüreğimizi ağzımıza getirdi.Nalan abla da biricik torunu Ertuğrul ve Gül'e bakmak için gitmek zorunda.Güle güle git ablam ama çabuk dön.Unutma; beni Kaıtı ustası yapacaksın; etim de kemiğim de senin.Seni çok seviyorum..
Gül'cüğüm, buradan da çok geçmiş olsun.Seni kamerada en son gördüğümde ağlıyordun.Bak anneciğin geliyor.Lütfen ağlama artık, adın gibi hep Gül.