ARKADAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ARKADAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2009 Salı

BENİM 'ARKATAŞIM' NASIL?


Zamanını ayırmaya değer gördüğünse
Çağırdığında imkansızlıklar içindeyken bile gitmemeyi aklının ucundan geçirmediğinse
Haber alamadığında ulaşmak için çareler aradığınsa
Ulaşamadığında meraktan çıldırdığınsa
O ağladığında kalbin aynı acı eşiğindeyse
Onun sevinci aynı oranda senin DE mutluluğunsa
Hastalandığında gece gündüz yanında olmak istediğinse
Hoşuna gitmese bile ondan duyacağın her söze hazırsan
Uymasa da fikirlerine saygı duyduğunsa
Onun arkadaşlığını seçtiğin kadar onun tarafından seçildiğini düşündüğünse
Dualarına kendi canınmış gibi eklediğinse
Bir saldırıya uğradığında duruma dalmakta tereddüt etmediğinse
İyi şeyler olurken 'keşke o da olsa' dediğinse
Kendine bir şey alırken 'ona da çok yakışır' diye aklından geçirdiğinse

ise
ise
ise
ise
arkadaşsındır..

ARKADAŞLARIMI SEVİYORUM..

Gönüldenele'm; biliyorum yoksun, yoksunum senden :( Yapma böyle :( İz, sadece dil söylemese, öz söylese 'iyi insandı'. Çok mu zor..Kırıp yaraladıktan sonra elde ne var?
Daha ben hiçbir şey anlatmadım gönüldenele'm.. Başkası olsaydı; ama başkası değil o 'benim' babam..
Boynum daha iyi bugün. Pilates yüzyılın sporu, boynumu kas gevşetici kullanmama gerek kalmadan pilatesle düzeltebildim. Önerin için çok teşekkür ediyorum canım..

Funda'm; kendim biliyorum ya, sanıyorumki herkes biliyor; yani o kadar bendensiniz :) Böyle yorumlar gelince yazdıklarıma bir göz gezdiriyorum; evet anlaşılması biraz zor :( Babam, canım babam. Onun hoşgörüsünde olabilmeyi çok isterdim. Babamın çektiği eziyetler nedeniyle kendi kardeşlerinin bile tepkisini çeken babaanneyi Allah affetsin.

3prenses'im; ne geçti ellerine, zaten yaralı çocukları daha da yaralamaktan başka ne işe yaradı? Yaptıkları onları nasıl besledi? Bir nedenden dolayı annesinden ayrı olan bir çocuğa daha fazla şefkat gösterilmesi gerekirken bu eziyet neden? Yalnız bu üvey anneler hep aynı oluyor düşüncene katılmamak istiyorum. Ben öyle üvey anneler gördüm ki.. Bir tanesi çok yakınımızdı ama o da ayrı bir hikaye. Belki bir gün.. Babalarımızın yaşadıklarını kimse yaşamasın.

Doğa'm; amin. Gidenin arkasından konuşmak olmaz deriz ama konuşuluyor işte. İyilikler söyleniyor, kötülüklere gelince susuyoruz. Kusmak istiyorum ama ben bazen. İçimde kalıp patlamasındansa baş ağrıtmak babından anlatıyorum :( Umarım sizden de iyi bir haber vardır. Çok üzgünüm :(

Sesi'm; amin. Anlamadığım, bahanesi hazır kötülükler için nasıl bir enerjiye sahip oldukları. Kötülük yapmak için sürekli düşünmek, kinlerini sürekli kılmak için bu duyguları beslemek gerek. Hayatlarının her anında bunu mu düşünür bu insanlar? Anneciğine sevgi ve sayılar; doğru söylemiş ellerinden öperim. Sen yine de bilmezden gel kötüleri..

bizimgibiler'im; amin. Hiç detay vermeden anlattığımdan emin ol. Her ne olursa olsun arkasından konuşup rahatsız etmek yakışık almaz ama insanız işte. Yeniliyoruz bazen kendimize :( Her şerde bir hayır vardır derler ya, bu gidiş bizi çok heyecanlandıran bir gelişmeye neden oldu ama şimdi sırası değil..

Delfina'm, her iki duan için de içim dolu dolu amin diyorum. Sadece tanık olduğumuz bu tür olaylara içimiz dışımız acıyıp yanarken, Allah analara uzun ömür versin.
Oğlum onalrın evlerine gittiğinde yaşadığı aşağılayıcı tavırları biliyorum ki asla unutamayacak bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamadım :( Özdedir iz ve yüze Allah her şeyi görüyor. Babaanne de yaşarken gördü aslında ama ben anlatmamayı tercih ediyorum; belki bir arkadaşıma anlattırırım o değilden..

cansu'm; gerdiğim için özür dilerim ama o an olanları ancak böyle yazabildim :( Amacım asla germek, üzmek değildi :( Sonucu ben biliyorum ya, sanki herkes biliyormuş ama ben yine de yazıyormuşum gibi hissediyorum :( Tabiiki Allah rahmetini esirgemesin kimseden. Her ne olursa olsun yine de o, benim çok sevdiğim kuzenlerimin babaanneleri.

Peri'm; iyiyim iyiyim. Benim de gitmez elim telefona bir gidiş haberi aldığımda. Üzülme arayamadığın için. Kalbinizin benimle olduğundan çok eminim. Babam beni yan odadan takip ediyor-(muş) :) faceblog yazısındaki o renk mevzusu nedeniyle iki gün tavır yaptı bana :) Yorumları da okuyor :) Batım ben bir gün kendisini :P E şey mey kem küm dedi :D

embir'im; ilk cümleni okuyunca 'ay yine ne yaptım' dememle Hakan'ın 'Gülen neden kızardın yine?' soru cümlesi aynı ana denk geldi.. Üzmek istemezdim seni :( Bekleye bekleye yazmandan belli üzdüğüm. Özür dilerim, üzülmenin ne demek odluğunu bildiğimden kimsenin üzülmesini istemiyorum. Umarım baş ağrın geçmiştir, benim boyun ağrısına benzemesin de :( İnan daha hiçbir detay vermeden sadece 'bazı' şeyleri anlattım ben. Aslında anlatsam üçte üç ibret öyküsü olacak bir hayat hikayesi bu ama ben anlatmayacağım. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste hesabına yazılan hayat üçlemesi..
İlk yazıyı olayın ilk etkisi geçtiğinde bir daha okudum ve ben de hiçbir şey anlamadım :) Babacığım ellerinden öptüğünü az önce okuyordu :P Çay verirken gördüm :)
Verdiğimiz geçici olmasını umduğumuz baş ağrısı için özür diliyor ve ben de seni öpüyorum..

En asortiğinden krebim; iyiyim iyiyim. O kriminal olay da çözülürse daha iyi olacağım. Çok heyecanlıyım.. Yardım teklifin için çok ama çok teşekkürler. Hazır ol, tetikte bekle. Her an.. anladın sen..

Ve MAVİANNE'm; yazdıklarını senin de onaylayacağın gereklilik üzerine buraya alamıyorum. O candan sözlerin için çok teşekkür etmek, sadece teşekkür edebilmek kaymaksız ekmek kadayıfı kadar yavan. Kahve suyunu hazır tut. Ellerimde çiçekler kapı ziline heyecandan titreyen ellerimle her an dokunabilirim..

6 Eylül 2009 Pazar

ÇINAR ALTINDA BİR KAÇ SAAT :)

Gecikeceğim endişesiyle tedirgince, dikkatsizce yürüyordum. Yolda önüm sıra yuvarlanan küçük taşlar bir önceki adımda pabucumun ucuyla sektirdiğim taşlardı. Güneş beni izliyordu, sanki gizli bir iş yapacakmışım da o da tanık olmak istiyormuş gibi. Buluşma yerine yaklaştığımda telefonumun saati 14.02yi gösteriyordu; iki dakikalık bir gecikme, ilk karşılaşma için görmezden gelinebilir bir rakamdı ama unuttuklarımı almak için asansörle de olsa iki kez sekiz kat yukarı çıkmasaydım bu gecikme hiç olmayacaktı. Yola yakın bir masaya oturmadan önce şöyle bir duraksadım merdivenlerde, amacım kendimi göstermekti. O beni tanıyordu ama ben onu hiç görmemiştim. Bu karşılaşma benim için büyük bir sürpriz olacaktı. Hiçbir yüzde beklediğini görmenin bakışını yakalayamadığımdan oturmak için gözüme kestirdiğim, uzatsan elini yoldaki bir ağaca değebileceğin bir masayı seçtim. Gelenlere bakıyor ve az önceki o birilerini arayan bakışlarımı onun yaşamaması için her gelene o muamelesi yapıyordum. Kaç kişiye sırf bu nedenle gülümsediğimi saymadım :) Bu yüzden buluşma yerlerine ya erken gitmeye çalışırım ya da tek başıma gitmemeye. O 'saptama' duruşu, o arayan gözler beni çok utandırır nedense.

Telefonum çaldı. Arayan oydu. Telaşlıca 'Gülen'ciğim gecikeceğim' 'sorun değil canım, lütfen acele etme, ben rahatım, gölgedeyim, iyiyim'
Geldiğinde 'ben buradayım' gülümseyişimi 'yok, o olamaz' diye fırlatmadığım tek kişi oydu, onun o olduğunu anlamama fırsat kalmadan da masaya yaklaştı. Ayağa kalktım şaşkınlıkla. Ona da itiraf ettiğim üzere tahminlerimden çok uzaktı gördüklerim. Yaşını biliyor olmam kaynaklı bir şaşkınlıktı yaşadığım, hiç tanımadığım biriyle karşılaşmanın sürprizi yanısıra. Yaşını göstermiyordu :)
Sakin ses tonu ile 'merhaba canım' dedi -ki özenmeye çalışmadığı, zaten öyle kullandığı her halinden belli güzel türkçesi ve ses tonundaki rahatlatıcı sakinlik, birlikte geçirdiğimiz üç saat boyunca hiç değişmedi. Sanki ilk kez gördüğüm bir kişiden çok, bir süre sonra yeniden karşılaştığım biri hissiyle sarıldık birbirimize. İki ben anlattım, bir o anlattı. O kadar dolmuşum ve o kadar sakin bir güzelliğe ihtiyacım varmışki arada 'Gülen'ciğim sözünü keseceğim ama' dediğinde az susup onun devam etmesinin daha doğru olacağını düşündüğüm beni mahcup eden o diyalog kaç kez yinelendi; hatırlamak bile istemiyorum.. Çok güzeldi, çok doluydu. Sürpriz bir yüzün, beklenmedik hali şaşkınlığında başladığım ve sonrasında büyük bir mutlulukla 'baş ağrıttığım' benim için çok güzel bir kaç saatti.. Daha az baş ağrıtacağımdan emin olarak yinelenmesi dileğimle :P

Batıkent'in 40 saat susuz bırakıldığı o çıldırtan gündü. Hazırlıksız yakalanmıştım ve bir damla suya muhtaç kaldığım o gece damacanalarla su içme isteğiyle yanıp tutuşuyordum inadına. Susuz bırakılmaya öfkeli bir bekleyiş içindeyken yine kendi kendime konuşur gibi yazmıştım serzenişlerimi. Tek başıma hissediyordum. Tam da bu tek başınalık hissi susuzluğumuzun üzerine çöreklenmekteyken çok yakından olduğunu, verdiği müjdeden anladığım bir ses geldi. O ses 'müjde' diyordu, 'sular bir saat önce geldi'; bu haber, doğum günümün ilk saatlerinde aldığım en güzel armağandı. Evet sular gelmiş ama ben bilgisayar başında bundan habersiz kalmıştım. 40 saatin üzerine artı bir saat de kendimden beklemiştim. Gönlümden kopmuş demek :P
İşte o günden beri yazılarını, büyükanne öykülerini çok büyük bir mutlulukla akan sular gibi okuduğum, 'bir ses ver gelirim' sözleriyle bir türlü zaman uydurup birbirimize ses verdiğimiz halde görüşemediğimiz sevgili komşu arkadaşımın yakınında olmak 'ses verdiğimde' geleceğinden emin olmak' ama benim kişisel sorunlarımdan dolayı bir türlü bir araya gelememek. Yaptığım buydu.

Yine tanıdığımda yanılmadığım, hayal kırıklığına uğramadığım (ben uğrattımsa da bilemem :P) bir arkadaş, 'huhu' dediğimizde birbirimizin yanında olacağımızı bildiğim bir 'insan' kazanmış olmanın güzel duyguları içinde sürpriz yumurtadan çıkan en güzel armağan Çınar'ıma binlerce teşekkür..!
--------------------------------------------------------------------------

ELÇİN'im, koca yüreğim. Seni çok seviyorum :)

Çınar'ım; sürpriz yumurta armağanım; yazdıklarından senin de beni sevdiğini anlayıp seviniyorum :) Bunu ben seçmedim ama bütün zorluklarına karşın itiraz etmeden yaşıyorum. Yapabileceğim başkaca da bir şey yok; yapabildiğim tek şeyi yapıp hayatta kalmayı başarabilmişken üzülerek zaten zor olanı daha da zorlaştırmanın anlamı yok. Devam eden hayatın içinde 'kendince' üretken olabilmek, hayatın olabildiğim yerine kadar içinde olmak.. Bunları yapabiliyorsam, yapacaklarımın ve yapamayacaklarımın sınırlarını kabullenmişsem gersisi önemsiz aslında.
Genlerimi bir bütün olarak değerlendirdiğin için çok mutlu oldum. Bana söylediğin bütün sözleri defalarca büyük bir mutlulukla okudum ve ben bütün bu sözler için ne kadar teşekkür etsem, nasıl teşekkür etsem bilemem :( Beni mutlu ve iyi hissettirmen okyanusta yüzmeye benziyor.

Gönüldenele'm; bu dandik sözü benim aklıma gelmezdi; gelmedi de zaten.
Ne kadar kötü değil mi anneciğim için böyle bir söz söylemiş olmam..
Artık bizimle olmayan biri için bunu söylemem ne kadar kötü değil mi :(
Çok kötü hem de..

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails