basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2012 Çarşamba

BİR ÖĞRETMENİN MUTLU SONU



Bizim açımızdan mutlu son. Defdef deyip duruyorum, görmüş müydünüz youtube'lara düşen benim artistik hareketli ikiz kardeşim Defdef'i? Bugünkü haberlerim Defdef'ten. Defdef beden eğitimi öğretmeni; yani onun mezun olduğunda öğretmenler atanabiliyordu. Hatta veliler mezun olduklarında açıkta kalmasınlar ve nasılsa ataması var düşüncesiyle seçme kitapçıklarında eğitim fakülteleri de işaretlettiriyorlardı HİÇ DEĞİLSE ÖĞRETMEN OLSUN' diye çocuklarına. Ne acı değil mi? Hiçbir şey olamamışların öğretmen olmaya hakları varmış gibi..Kendi çocuklarına öğretmen olanların aslında hiçbir şey olamadığı için öğretmen olduğunu düşündüler mi acaba? Kendi çocukları için en iyi öğretmeni çocuğu okula başlamadan arayan veliler miydi çocukları mezun olduktan sonra 'hiç değilse öğretmen olsun' diyen?
Çok üzülüyorum ataması yapılmayan, kulaklarını onlara tıkayıp asıl işleri 19 Mayıs törenlerini yasaklamakmış sayan bakana. Konya'dan bir delikanlı çıkıp bu yasaklama kararı için Danıştay'a dava açmış. Gerçi yavaştan geri adım atılmaya başlandı ama dava sonucunu merakla bekliyorum. Zaten hükümetin önce dayatıp sonra gelen tepkiler nedeniyle geri adım atmasına alıştık.

Ataması yapılmayan, yapılmak istenmeyen öğretmenlerime nispet gibi olmasın ama bu bizim mutlu sonumuz; Defdef'in çalıştırdığı basketbol takımı sonuç belli olsa da gayet iyi gidiyor. Sonuç belli çünkü bir çok spor takımı için geçerli olan bir durum söz konusu; çoğunlukla özel okullar bir spor klübünün takımını burslu öğrenci olarak bünyesine dahil ediyor. Biz buna 'toplama takım' diyoruz. Bu özel takımlar ortalığı silip süpürüyor. Daha turnuvanın başında 'haksız avantaja' neden olan bu durum neyse ki seneye değişiyor. Okullar en fazla iki 'kulüp' oyuncusu oynatabilecekler. Tepki gösterilmeyecek gibi değil aslında 'e arkadaş bir kulüp oyuncularının turnuvada ne yapacağı belliyken turnuvaya ne gerek var?' Ben hakemlik yaptığım yıllarda hakem mekaniği kitabımızda sık sık sözü edilen o 'haksız avantajı' sağlamamak için, vicdanımız rahat olsun diye çaldığımız her düdüğe dikkat ederken bu seneye yasaklanacak olan durum haksız avantajın ta kendisiydi. Biz 'birinci belli, ikinci kim' düdüğü mü çaldık yani?
Defdef oyuncuları çok büyük fedakarlıklarla çalıştırıyor. Sağlık sorunlarına karşın, halen sürmekte olan ağır kortizon tedavilerine karşın elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor; çocuklar da öyle. Ben de kardeşimle gurur duyuyorum! Kardeşimin çalıştırdığı takım için yerel Kocaeli Gazetesi J GRUBUNDA ŞAMPİYONLUĞUN GÜÇLÜ ADAYI yazmış. O kadar mutlu oldum ki.. Yürü be takım; kim tutar seni :) Takım sizi seviyorum; şampiyon belli; ikinci olun :) Defdef'im canım benim.

11 Eylül 2010 Cumartesi

BENİM KÜÇÜK HIRSIZIM

Kerem'in son turnikesine,
Taktik icabı 0.4 salisede rakip takım tarafından alınan moladan sonra oyuna sokulan topun sepetle buluşmasına blok koyarak engel olan Semih'in ellerine, Milli basketbol takımının Ender'lerine, Hido'suna, Ömer'ine, serbest atış özürlü Ömer'ine, top hırsızım Sinancan'ına, Ersan'ına, Cenk'ine, Barış'ına, Oğuz'una; hepsinin yoluna kurban olurum :D

Sinancan'ı ayrı tutarım, babası çok sevdiğim basketbol adamı Necati Güler antrenör monitör kursunda (yanılmıyorsam) teknik-taktik dersimize girmiş ve beni bırakmıştı :D ama ben de bırakılmayı hak etmiştim doğrusu :P Sinancan'ın abisi Muratcan'ı da bir zamanlar oynadığı BJK maçlarında sevmiştim. Ben gençken :P İstanbul'a basketbol maçlarına giderdim :) Bu Dünya Şampiyona'sında basketbola doydum ama Brezilya'lıyla Arjantin'li hakemleri sevmedim. Biz bölge hakemi olduğum Karabük'te böyle maç yönetseydik tefe koyup çalarlardı bizi kesin :)

Farklı biterdi bu maç, çok farklı biterdi eğer benim küçük top hırsızım Sinancan beş faul alıp oyundan çıkmasaydı eğer serbest ve üç sayılık atışlar isabet bulsaydı Yugoslav ekolünün en iyisi Sırbistan takımı sadece bir sayı ile kaybetmiş olmazdı bu maçı.

Yarın final maçında bu sıcakta yine buz tutar mı ellerim acaba?

SIRADAKİ!!

Küçücük terminalde bile buluşmayı beceremediğim canımın içi babam geldi bu sabah. :) Buluşamadık; aynı firmanın bir kapısında O, bir kapısında ben, ellerimizde telefon 'sen neredesin?' deyip durduk birbirimize bir kaç kez.. Aylakça davranıyorum bu aralar :/Özlemiştim babamı. Babamın 'buranın sıcağı bir garip' sözleri takdirimi kazandı ayrıca :D

Bilgisayarımızın dönüşü olmaz bir yola girdiğini kabul etmek zorunda kaldık :( Yenisi gelene kadar boş bulduğumda babamın bilgisayarını kullanacağım çünkü babam Çin kartı oynamadığı zaman Persia'yı yeniden inşa etmekle meşgul.

Yarın için çok heyecanlıyım. Her iki durumda da çok şey değişecek ve ben artık daha az şikayet etmek istiyorum. Yasağa kurban gittim, konuşamıyorum :) Tek cümle; benim hala umudum var..

Ne korkuymuş kardeşim, biri batarken diğeri hortlayan uçuk sorunuma çözüm bulamıyorum :( Şimdi de dudağımın iç tarafında başlayıp dudağıma sıçrayan10 kuruş büyüklüğündeki ağrılı uçuğu büyütüyorum :( Pazartesi günü doktora gitmek lazım..
Şimdilik bu kadar. Yorum yazarak bayramımı kutlayan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür edip gidiyorum ama 'şimdilik'

Aa BUNLAR DA VARMIŞ :)

Related Posts with Thumbnails