
Kara Harp Okulu'nu dördüncü olarak bitiren teğmenin yerinde olmak isterdim.
Kesinlikle birinci değil; diplomamı Orgeneral İlker Başbuğ'un elinden almak için birinci değil de dördüncü olmak isterdim. Bu sene, önceki senelere göre daha da bir 'mesaj' içerikli kutlanan 30 Ağustos Bayramı törenlerini izlerken, büyük bir gururla kendilerinden emin kınalı kuzuların tok sesleriyle söyledikleri 'vatan canım sana feda' sözleri zaten göz ucumda hazırolda bekleyen göz sularımın yüzümü yanaklarımdan boynuma kadar yıkamasına neden oldu. Bu sene ilk kez Muhafız Alayı yürüdü; yüzlerinde kararlılık, gözleri aydınlık.. Ellerindeki çiçekleri askerlere atan vatandaşların çoğu, gördükleri bu gurur tablosu karşısında ağlıyordu. Bayraklar sallanıyor, askerlerin söyledikleri marşlara bildikleri kadarıyla eşlik ediyorlardı. Çok görkemliydi, bütün ordu birliklerinin sancaklarının yanı sıra, bu sene Kuzey Kıbrıs'tan gelen bir de piyade birliği vardı. (Kuzey Kıbrıs'ın kuruluş yıldönümünde yerinde yaşadığım bir olay varki.. Onu başka zamana anlatırım..)
Duyduğum gurur, her millete nasip olmayan bir liderin önderliğinde vatan topraklarımın bütünlüğünün korunması için verilen mücadelenin üzerinden geçen seksensekiz yılda ülkemin geldiği (gerilediği) yeri düşününce gurur gözyaşlarım nöbeti üzüntü ve öfke gözyaşlarına devretti.
Üstüne DTP'li belediye başkanlarının Ulusal Marşımız söylenirken sessiz, dilsiz kalmalarına olan öfkem de eklenince..
Arkasından dört askerimizin şehit olduğu haberi de gelince öfkem beyin kılcal damarlarımı çatlatacak duruma geldi; ağladım, ağladım, ağladım..
Açılım; neyin açılımı??
Kardeşsek ulusal marşımızdaki susuşun neden??
Ulusal marşımIZda sustuğun için kardeşlikten nasıl söz edebiliyorsun!
Mondros Mütarekesi ve Sevr Anlaşmalarının ardından ülkemin bütünün düşman güçler tarafından paylaşılmasının üzerine büyük bir uyanışla kaderini belirleyen Türk ulusu,
"Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz."
sözleriyle vatan, toprak bilincini oluşturan dünyadaki en büyük Türk Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve kanla, acıyla, yoksullukla, fedakarlıkla alınan toprağımızın her bir karışı için canını düşünmeden veren şehitlerimize borçludur. Ulusal bayramlarımızın kutlanmasındaki amacın sadece o gün için duygu anları yaratmak olmadığını anlamamız, kanla alınan topraklarımızın şimdilerde parça parça satılmasına karşı çıkmak için yeni bir bilince uyanmalı ve hesap sormalıyız. Sessiz kalındığında yapılan her şeyi aslında hak ettiğimizi gösteriyoruz biz.
Bugün daha farklı duygular hissettiğim 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun..
Sadece bayram havasında geçen ulusal bayramlarda değil yaşamlarımızın genelinde bizi biz yapan, yoktan var eden, bir ulusa ait kimliğimizi oluşturmanın yolunu açan şehitlerimize ve Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e minnet duygularımla..
Görsel